Deniz varsa Marmaris var… Peki Kabotaj’ın ruhu nerede?

Marmaris denildiğinde akla ilk ne gelir?

Deniz…

Masmavi koyları, limanları, yat turizmi, mavi yolculukları, balıkçı tekneleri ve dünyanın dört bir yanından gelen milyonlarca ziyaretçi…

Aslında Marmaris’i Marmaris yapan en büyük değer denizidir. Deniz olmasa belki de bugün bu ilçenin adı dünya turizminde bu kadar güçlü anılmayacaktı.

İşte tam da bu yüzden 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı, Marmaris için sıradan bir resmi gün değil, en önemli günlerden biri olmalıdır.

Üstelik bu yıl herhangi bir yıl değildi.

Cumhuriyet’in denizlerdeki bağımsızlığını simgeleyen Kabotaj Kanunu’nun yürürlüğe girişinin üzerinden tam 100 yıl geçti.

Bugün birçok kişi Kabotaj Bayramı’nı yağlı direğe çıkma yarışından, halat çekmeden ya da yüzme müsabakalarından ibaret sanıyor. Oysa bu bayramın arkasında büyük bir bağımsızlık mücadelesi yatıyor.

Osmanlı Devleti’nin son döneminde kapitülasyonlar nedeniyle Türk limanları arasındaki yük ve yolcu taşımacılığı dahi büyük ölçüde yabancı şirketlerin elindeydi. Kendi kıyılarımızda, kendi sularımızda söz sahibi olan başkalarıydı.

Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Gazi Mustafa Kemal Atatürk, siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla tamamlanacağını ortaya koydu. Bu anlayış doğrultusunda hazırlanan 815 sayılı Kabotaj Kanunu, 19 Nisan 1926’da kabul edildi ve 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe girdi.

Bu kanunla Türkiye, kendi limanları arasında yük ve yolcu taşımacılığı, balıkçılık, römorkaj, kılavuzluk ve birçok denizcilik faaliyetini yalnızca Türk bayraklı gemilere ve Türk vatandaşlarına bıraktı.

Yani Kabotaj Kanunu, denizlerde “Bu suların sahibi Türkiye Cumhuriyeti’dir.” demenin hukuki karşılığıydı.

Böylesine büyük bir kazanımın 100. yılı kutlanırken Marmaris’e baktığımızda ise insan ister istemez şu soruyu soruyor:

Gerçekten 100 yıla yakışan bir kutlama mı yaptık?

Evet, yarışlar düzenlendi.

Yağlı direğe çıkıldı.

Halat çekildi.

Yüzme yarışları yapıldı.

Ancak hepsi bu kadar.

Peki Kabotaj’ın tarihini anlatan bir sergi neredeydi?

Cumhuriyet’in denizcilik devrimini anlatan bir panel neden yapılmadı?

Gençlere Kabotaj Kanunu’nun anlamını anlatan etkinlikler neden düzenlenmedi?

Denizcilik sektörünün temsilcileri neden bu 100 yıllık mirasta daha görünür olmadı?

Marmaris Limanı, marinaları, yat üretimi, tekne imalatı, deniz turizmi ve mavi yolculuk kültürüyle Türkiye’nin en önemli deniz kentlerinden biri. Böyle bir ilçede Kabotaj Bayramı’nın yalnızca birkaç saatlik yarış programına sıkıştırılması, bu mirasa haksızlık değil midir?

Üstelik Marmaris yıl boyunca sayısız festival, konser ve organizasyona ev sahipliği yapabiliyor. O halde deniz sayesinde var olan bir kentin, denizlerdeki bağımsızlığımızın 100. yılını çok daha kapsamlı, ulusal ölçekte ses getirecek etkinliklerle kutulaması gerekmez miydi?

Belki uluslararası yelken yarışları…

Belki tarihi gemilerin katıldığı kortej…

Belki denizcilik fuarı…

Belki çocuklara yönelik denizcilik atölyeleri…

Belki Cumhuriyet’in denizcilik tarihini anlatan açık hava sergileri…

Belki de tüm Türkiye’nin konuşacağı bir organizasyon…

Çünkü 100 yıl, her yıl kutlanmıyor.

Kabotaj Bayramı sadece eğlence değildir.

Sadece protokol konuşmaları da değildir.

Bu bayram, bağımsızlığın denizlerde yazılmış hikâyesidir.

Marmaris gibi denizle yaşayan bir kentin de bu hikâyeyi sadece kutlayan değil, anlatan ve yaşatan kent olması gerekir.

Umarız bu eksiklikler gelecek yıllarda giderilir. Çünkü ikinci bir 100. yıl kutlaması olmayacak.

Ve Marmaris, denizin kıyısında yaşayan değil; denizin tarihine sahip çıkan bir kent olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.