Cemal Köyük
Siyasette Asıl Kopuş: Parti Değiştirmek mi, İlke Değiştirmek mi?
CHP’den ayrılan bazı eski CHP’lilerin, belediye başkanlarının AK Parti’ye geçeceği iddiaları karşısında adeta bayram havasına girmesi, Türkiye siyasetinin geldiği noktayı bir kez daha gösteriyor. İnsan ister istemez düşünüyor: Bir siyasi hareketten ayrılabilirsiniz, kırılabilirsiniz, hatta sert şekilde eleştirebilirsiniz. Ama bir zamanlar savunduğunuz partinin zayıflamasına bu kadar sevinmek neyin göstergesi?
Üstelik ortada daha ilginç bir tablo var. Dün CHP’ye yönelik en ağır suçlamaları yapanlar, “terörle işbirliği”, “demlenme siyaseti”, “Kandil söylemleri” üzerinden sert eleştiriler yöneltenler; bugün CHP’den ayrılıp AK Parti’ye geçen isimleri alkışlarla karşılayabiliyor. Daha düne kadar “yolsuzluk yaptı” denilen kişiler için bugün rozet törenleri düzenlenebiliyor. Siyasette pragmatizm elbette vardır ama seçmenin hafızasını bu kadar küçümsemek de başka bir şeydir.
Asıl dikkat çekici olan ise bazı eski CHP’lilerin bu geçişlerden, AK Partililerden bile daha fazla memnun görünmesi. İşte burada insanın aklına şu soru geliyor: Demek ki mesele ideoloji değilmiş. Demek ki yıllarca savunulan değerler, fikirler, ilkeler değil; makam, mevki ve kişisel hesaplar daha belirleyiciymiş.
Çünkü normal şartlarda bir insan partisinden ayrılabilir ama partinin fikrine, tabanına, yıllarca birlikte yürüdüğü insanlara düşman kesilmez. Siyasette esas olan kişiler değil, ilkeler olmalıdır. Bir kişi gider, yerine başkası gelir. Ama fikir kalır, dava kalır, ideoloji kalır.
Bugün yaşanan tartışmaların temelinde de bu güven sorunu var. Seçmen şunu sorguluyor: “Dün başka konuşan biri bugün tam tersini savunuyorsa, ben hangi sözüne inanacağım?” Çünkü siyasette parti değiştirmek teknik olarak mümkündür ama etik tarafı her zaman tartışılır. Özellikle de seçmenin oy verdiği siyasi kimlik üzerinden kazanılmış belediyelerin sonradan başka bir partiye taşınması, demokratik temsil açısından ciddi soru işaretleri doğurur.
Belki de bu yüzden toplumun önemli bir kısmı yaşananları içine sindiremiyor. Kabullenenler olabilir ama büyük ihtimalle sessiz kalmayı tercih ediyorlar. Çünkü bugün siyasette yaşanan savrulmaları mantıklı bir analiz süzgecinden geçirince ortaya oldukça karmaşık bir tablo çıkıyor.
Sonuçta siyasette herkesin hesabı olabilir. Partiler transfer yapabilir, siyasetçiler yeni yollar seçebilir. Ancak seçmenin hafızası da vardır. Ve Türkiye’de son sözü her zaman olduğu gibi yine sandık söyleyecektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.