Cemal Köyük
Birkaç Dakika mı, Birkaç Yıl mı?
Her yıl aynı manzaralar...
Sınav merkezlerinin önünde koşan gençler, gözyaşlarına hakim olamayan aileler ve kapılar kapandıktan sonra dışarıda kalan öğrenciler.
Kuralların gerekli olduğunu hepimiz biliyoruz. Düzenin sağlanması, sınav güvenliğinin korunması ve herkes için eşit şartların oluşturulması elbette önemlidir. Ancak insan bazen şu soruyu sormadan edemiyor:
Birkaç dakikalık gecikme, bir gencin yıllarca verdiği emeği silmeye yeter mi?
Düşünün...
Bir öğrenci aylarca çalışıyor. Kimi zaman arkadaşlarından, kimi zaman sosyal hayatından fedakârlık yapıyor. Sabahın erken saatlerinde kalkıyor, gece geç saatlere kadar ders çalışıyor. Ailesi umut bağlamış, kendisi hayaller kurmuş. Belki üniversiteye giden yolun, belki de hayatını değiştirecek fırsatın kapısında bekliyor.
Sonra bir aksilik yaşanıyor.
Trafik, ulaşım sorunu, yanlış okul, beklenmedik bir gecikme...
Ve öğrenci sınav binasının önüne geliyor. Kapı gözünün önünde. Sınav salonu içeride. Hayalleri birkaç metre ötede.
Ama birkaç dakika geç kaldığı için içeri alınmıyor.
İşte tam da burada vicdan ile kural karşı karşıya geliyor.
Elbette kurallar olmalıdır. Ancak kuralların amacı insanı korumak ve adaleti sağlamak değil midir? Bazen insan hayatına dokunan konularda biraz daha esnek, biraz daha çözüm odaklı olunamaz mı?
Çünkü o kapının dışında kalan yalnızca bir öğrenci değildir.
Orada bir yılın emeği vardır.
Orada bir ailenin umudu vardır.
Orada geleceğe dair kurulan hayaller vardır.
Birkaç dakikanın telafisi olabilir. Ancak kaybedilen motivasyonun, kırılan özgüvenin ve yıkılan hayallerin telafisi her zaman mümkün olmayabilir.
Belki de asıl soru şudur:
Kuralları korurken insanı da koruyabiliyor muyuz?
Çünkü bazen birkaç dakika, takvimde çok kısa bir süredir. Ama bir gencin hayatında yıllara bedel olabilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.