Demet Kızıl
KPSS bahane, Bankamatik memurluğu şahane!
Bir yanda yıllarca sınava hazırlanan, aldığı puanla iş bekleyen gençler… Diğer yanda seçimlerin ardından belediyelerde kendisine yer bulan tanıdık yüzler…
Sandıklar kapanıyor, seçim otobüsleri garaja çekiliyor. Peki, kampanya boyunca adayların arkasında dolaşanların yolu nereye çıkıyor?
Özellikle kendi alanımız olduğu için belediyelerin basın birimlerinde yaşananları yakından takip ediyoruz. Seçim döneminde adayların peşinde fotoğraf çeken bazı isimlerin, seçimden sonra bu birimlere yerleştirildiğini görüyoruz. Hatta kimi işe alımlarda fotoğraf çekmenin, haber yazmanın, mesleki deneyimin bile belirleyici olmadığı; parti üyeliğinin ve siyasi yakınlığın önüne hiçbir ölçütün geçemediği yönünde ciddi iddialar var.
İtirazımız insanların siyasi tercihine değil. İtirazımız, siyasi tercihin işe giriş kartına dönüşmesine.
Basın birimi, seçim çalışmasının ödülü mü?
Belediyenin basın biriminde çalışmak bir mesleki sorumluluktur. Haber yazmayı, doğru bilgi aktarmayı, fotoğraf çekmeyi, kamuoyuyla sağlıklı iletişim kurmayı gerektirir.
Seçim kampanyasında adayın yanında bulunmak, bu yeterliliklerin yerine geçer mi?
Bir partinin üyesi olmak, o belediyede çalışmak için başlı başına referans sayılabilir mi?
Elbette bir insan hem parti üyesi hem de işinin ehli olabilir. Ancak belirleyici olan mesleki yeterlilik yerine siyasi yakınlıksa, orada liyakatten söz edemeyiz.
Yıllarını gazeteciliğe vermiş, sahada çalışmış, haberin sorumluluğunu taşımış insanların emeğini yok sayıp kadroları seçim çevresinden oluşturursanız, kamuoyuna hangi adalet anlayışını anlatacaksınız?
Basın birimleri, başkanların seçim borçlarını ödediği yerler değildir. Maaşı kamu kaynaklarından karşılanan personelin sorumluluğu da bir siyasi çevreye değil, yaptığı işe ve halka karşıdır.
Kadrosu belediyede, mesaisi nerede?
Muğla Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinde torpille işe alındığı ileri sürülen bazı personelin, ilçelerde mesai saatlerinde başka işlerle uğraşırken görüntülendiğine ilişkin iddialar da bu tartışmanın bir başka boyutu.
Bu kişilerin çalışma saatleri, görevleri ve izin durumları incelenmelidir. Görüntülerin hangi koşullarda çekildiği açıklığa kavuşturulmalıdır.
Ama şu sorular da cevapsız bırakılmamalıdır: İşe alınan personelin ürettiği hizmeti kim denetliyor? İşinin başında olup olmadığını kim kontrol ediyor? Aylık ücretin karşılığında hangi görev yerine getiriliyor?
Sabah mesaisine yetişen, verilen işi yapan, gerektiğinde hafta sonu çalışan personelle; yalnızca siyasi yakınlığı sayesinde korunduğu iddia edilen kişiler aynı kefeye konulamaz.
Görevini dürüstçe yapan belediye çalışanlarının hakkını korumanın yolu da bu iddiaları araştırmaktan geçer.
Gençlere sınav, tanıdıklara referans
KPSS burada, emek vererek bir işe girmeye çalışan gençlerin yaşadığı adalet arayışının simgesi.
O gençlere sürekli “Çalışın, kendinizi geliştirin, deneyim kazanın” deniliyor. Sonra karşılarına, bütün bu çabanın önüne geçen bir tanıdık ilişkisi çıkıyor.
Birinin diploması, diğerinin parti üyeliği; birinin deneyimi, diğerinin seçim çalışması değerlendiriliyorsa, bu yarışın eşit olduğunu kim söyleyebilir?
Sayın başkanlar, seçim meydanlarında liyakat sözü vermek kolay. Asıl mesele, göreve geldikten sonra kendi yakın çevrenize de aynı ölçütleri uygulayabilmek.
İşe alım ölçütlerini açıklayın. Hangi görev için hangi yeterlilik arandı, adaylar nasıl değerlendirildi, tercih edilen kişiler hangi mesleki nitelikleri taşıyordu? Kamuoyu bunları bilsin.
Cevap hakkınız var, bizim de soru sorma sorumluluğumuz
Sayın başkanlar;
Bu yazıda dile getirdiğim iddialara cevap verme hakkınız vardır göndereceğiniz cevapları da aynen yayımlayacağım.
Ancak sizden açık bir ricam var: Doğrusunu bildiğimiz konularda gerçeğe aykırı açıklamalarla karşımıza çıkmayın. Kimin hangi süreçte, hangi görevle işe alındığına ilişkin soruları genel ifadelerle geçiştirmeyin.
Yanlış bildiğimiz bir husus varsa belgeleriyle açıklayın, düzeltelim. Bir usulsüzlük varsa araştırın, gereğini yapın. Fakat soruların üzerini siyasi söylemlerle örtmeyin.
Bizim işimiz, seçimden önce verilen sözlerle seçimden sonra yapılanlar arasındaki mesafeyi sorgulamaktır.
Çünkü belediyeler seçim kazananların özel işletmesi değildir. Belediye kadroları da kampanyaya verilen desteğin karşılığı olarak dağıtılacak ödüller değildir.
Vatandaşın parasıyla ödenen her maaşın karşılığında, vatandaşa sunulan bir hizmet olmalıdır.
Sandıktan çıkan yetki, kamu kaynaklarını kullanma sorumluluğu verir; eşe dosta ayrıcalık dağıtma hakkı vermez, bu yazı da geç kaleme alınmış bir yazı değil aslında zamanlaması tamda şimdi olması gereken bir yazıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.