Çocuklar Neden Bu Kadar Öfkeli?

Psk.Hülya Çolakoğlu

Sessiz Bir Krizin İçindeyiz Son günlerde yaşanan okul saldırıları, toplum olarak bizi derinden sarstı. Ancak bu olaylara sadece “şok edici” diyerek bakmak, gerçeğin önemli bir kısmını görmezden gelmek olur. Çünkü bu tür şiddet eylemleri, anlık bir patlamadan çok, uzun süredir biriken bir duygusal yükün dışa vurumudur.

Bugünün çocukları ve gençleri, geçmiş nesillere göre çok daha fazla uyarana, baskıya ve belirsizliğe maruz kalıyor. Sosyal medya, akademik beklentiler, aile içi çatışmalar ve kimlik arayışı… Tüm bunlar, henüz gelişimini tamamlamamış bir beyin için ciddi bir yük oluşturuyor. Psikoloji literatürü bize önemli bir şey söylüyor: Şiddet çoğu zaman “görünür” olan tek duygudur. Altında ise bastırılmış öfke, değersizlik hissi, yalnızlık ve anlaşılmama duygusu yatar.

Amerikan Psikoloji Derneği’nin (APA) çalışmalarına göre, ergenlik döneminde duygusal düzenleme becerileri henüz tam gelişmediği için, yoğun duygular daha dürtüsel davranışlarla dışa vurulabiliyor. Özellikle erkek çocuklarında bu durum, toplumsal olarak “duygularını gösterme”nin bastırılmasıyla birleştiğinde, öfke tek ifade biçimi haline gelebiliyor.

Bir diğer önemli nokta ise bağlanma. Güvenli bağlanma geliştiremeyen çocuklar, stresle baş etme konusunda daha kırılgan oluyor. Araştırmalar, çocuklukta ihmal veya duygusal kopukluk yaşayan bireylerin ilerleyen yaşlarda saldırgan davranışlara daha yatkın olabileceğini gösteriyor.

Burada sormamız gereken soru şu: Biz bu çocukları ne kadar gerçekten görüyoruz?

Bir çocuğun sessizleşmesi, içine kapanması, öfke patlamaları yaşaması ya da sürekli huzursuz olması “yaramazlık” değildir. Bunlar çoğu zaman yardım çağrısıdır. Ne yazık ki biz yetişkinler çoğu zaman davranışı düzeltmeye çalışırken, duyguyu kaçırıyoruz. Oysa çözüm, cezalandırmak ya da kontrol etmek değil; anlamak, temas kurmak ve duyguyu regüle etmeyi öğretmektir. Okullarda psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, öğretmenlerin duygusal farkındalık konusunda eğitilmesi ve ailelerin çocuklarıyla kurduğu ilişkinin niteliğinin artırılması artık bir seçenek değil, zorunluluktur. Çünkü mesele sadece “şiddeti durdurmak” değil, şiddeti doğuran zemini anlamaktır.

Bugün yaşananlar bize şunu söylüyor: Çocuklar konuşamıyorsa, davranır. Ve biz hâlâ dinlemiyorsak, bu davranışlar giderek daha sert hale gelir.

Artık sormamız gereken soru şu değil: “Bu nasıl oldu?” Asıl soru şu: “Biz nerede yoktuk?”

Psk. Hülya Çolakoğlu

telefon : +90 553 128 39 79

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.