Bazı yazıları kalem değil, vicdan yazar.
Bugün de öyle bir gün...
Marmaris'in sevilen öğretmenlerinden Sevil Öğretmen'in oğlu Muhammed Siraç Gündür, yaşam mücadelesi veriyor. DMD hastalığıyla savaşan Siraç için zaman her geçen gün biraz daha daralıyor. Tedaviye ulaşabilmesi için gereken destek ise yalnızca ailesinin değil, hepimizin sorumluluğu.
Bizler çoğu zaman günlük telaşlarımızın içinde kayboluyoruz. Trafiğe kızıyoruz, ekonomiden yakınıyoruz, hayatın yükünden şikâyet ediyoruz. Oysa bir annenin tek derdi, evladının yarınlara ulaşabilmesi olabiliyor. Bir babanın en büyük hayali, çocuğunu sağlıklı görebilmek olabiliyor.
İşte bu yüzden bugün konuşmamız gereken şey siyaset değil, eleştiri değil, ayrım değil.
Bugün konuşmamız gereken şey insanlık...
Marmaris, zor günlerde nasıl kenetlendiğini defalarca göstermiş bir kenttir. Depremlerde, yangınlarda, sel felaketlerinde elini uzatmaktan çekinmeyen bu güzel şehir,daha önce de olduğu gibi şimdi yine kendi evladına sahip çıkma zamanı geldiğinde de aynı dayanışmayı gösterecektir.
Unutmayalım; bazen küçük gördüğümüz bir destek, bir çocuğun geleceğinde kocaman bir umut olur. Bir kahve parasına, bir yemek parasına, belki de hiç fark etmeden harcadığımız bir miktar, Siraç'ın tedavi yolunda atacağı önemli adımlardan biri olabilir.
Hiç kimse tek başına bu yükü taşımak zorunda değil ama hep birlikte olursak, bu yük hafifler. Umut büyür, inanç güçlenir.
Bugün belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
"Eğer bu çocuk benim evladım olsaydı, insanların ne yapmasını isterdim?"
Cevabı hepimiz biliyoruz.
Öyleyse gelin, sadece izleyen değil; el uzatan olalım. Sadece üzülen değil; umut olan olalım.
Haydi Marmaris...
Haydi güzel yürekli insanlar...
Muhammed Siraç Gündür için vakit daralıyor ama umut hâlâ bizim ellerimizde.
Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmak, belki de bu dünyada bırakabileceğimiz en güzel izlerden biridir.