Söz de borçtur

Demet Kızıl

“Yarın ödeyeceğim.”
“O işi halledeceğim.”
“İhtiyacın olduğunda yanında olacağım.”

Söylemesi kolay. Oysa bu cümlelerin karşısında size inanan, hesabını ve hayatını sözünüze göre düzenleyen bir insan var.

Bu yüzden söz vermek, borçlanmaktır.

İş dünyasında birinin emeğinden yararlanıp ödeme günü geldiğinde telefonuna bakmamak, yalnızca ödemeyi geciktirmek değildir. O insanı kendi hakkının peşinden koşmaya mecbur bırakmaktır. Beklettiğiniz para, onun kirası, çocuğunun ihtiyacı, bir başkasına verdiği söz olabilir.

Üstelik alacağını isteyen kişi mahcup olurken borcunu unutanın rahat davranması, başlı başına bir haksızlık.

Elbette herkes dara düşebilir. İşler bozulur, hesaplar tutmaz ama arayıp durumu anlatmakla ortadan kaybolmak arasında büyük fark vardır. İnsan bazen ödeme yapamaz; yine de sorumluluğunu üstlenebilir.

İnsan ilişkilerinde de böyledir. Bir çocuğa verdiğiniz söz, bir dostunuza söylediğiniz “Yanındayım”, birine kurdurduğunuz hayal… Sizin unuttuğunuzu karşı taraf bekliyor olabilir.

Her şeye yetişmek, herkese evet demek zorunda değiliz. Dürüstçe söylenen bir “Yapamam”, tutulmayacak bir sözden daha değerlidir.

Siyasette de ölçü aynı. Vatandaşa söz verdiyseniz yerine getirmek için çalışacak, gecikiyorsa nedenini açıklayacaksınız. Hatırlatılmasından rahatsız olmayacaksınız.

Ben insanın değerini biraz da burada görüyorum: İşi bittikten sonra nasıl davrandığında, borcunu ödemek için gösterdiği çabada, verdiği sözü kimse hatırlatmadan yerine getirmesinde…

Borcunu ödemek büyük bir erdemdir. Çünkü karşınızdakinin emeğine, zamanına ve güvenine saygı göstermektir.

Para borcu ödenir, hesap kapanır. Ama sürekli ertelenen sözlerin yıprattığı güveni yeniden kazanmak o kadar kolay değildir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.