Marmaris Ticaret Odası’nda seçim heyecanı, neredeyse bir yerel seçim havasında yaşanıyor. Sahada ziyaretler, üyelerle buluşmalar, açıklanan projeler, geleceğe ilişkin hedefler…
Ancak bu seçim döneminde benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir nokta var: Rekabetin dili.
İki aday da birbirine bel altı vurmadan, birbirini yıpratmaya çalışmadan, gayet delikanlıca bir kampanya yürütüyor. Kendi projelerini anlatıyor, ekipleriyle sahaya çıkıyor, Marmaris için yapmak istediklerini üyelerin değerlendirmesine sunuyor.
Bence bu tavır, başlı başına takdiri hak ediyor.
Çünkü aynı kentte ticaret yapan, aynı sokaklarda karşılaşan, aynı ekonomik koşulların içinde işini büyütmeye çalışan insanların seçimden sonra da birbirinin yüzüne bakabilmesi kıymetli. Rekabet ederken bu ilişkiyi koruyabilmek, kazanmak kadar önemli.
Her iki aday da Marmaris’in tanıdığı, çalışkanlıkları ve dürüstlükleriyle öne çıkan iş insanları. Yanlarında da kendileriyle aynı hedefe inanan ekipler var. Böyle olunca yarışın merkezinde projeler, hizmetler ve Marmaris’in geleceği yer alıyor.
Biz de kimin kime ne söylediğinden çok, kimin ne yapmak istediğini konuşuyoruz. Keşke her seçimde bunu söyleyebilsek.
Üyeler odayı, adaylar üyeleri daha yakından tanıyor
Bu kampanyanın sandıktan çıkacak sonuç kadar değerli bir başka tarafı da var.
Her iki aday ve beraberindeki ekipler sahada üyelerle bir araya geliyor. Tanıdıklarıyla yeniden görüşüyor, daha önce tanışma fırsatı bulamadıkları üyelerle tanışıyor. İşletmelerin kapısından giriyor, talepleri dinliyor, karşılıklı konuşuyorlar.
Bir kurumla üyesi arasındaki bağ, böyle temaslarla güçleniyor. Üye, karşısındaki insana derdini doğrudan anlatabiliyor. Aday da hazırladığı projenin sahada hangi ihtiyaca karşılık geldiğini daha iyi görebiliyor.
Bu açıdan baktığımda, seçim sürecinin şimdiden Marmaris’te ticaret yapan insanlara katkı sunduğunu düşünüyorum.
Üstelik üyeler bu kampanya sayesinde Ticaret Odası’nın sunduğu hizmetleri, yürüttüğü çalışmaları ve Marmaris’e yaptığı katkıları daha yakından görme fırsatı buldu. Belki daha önce dikkatlerini çekmeyen bir hizmetten haberdar oldular, belki de odanın gücünü ve imkânlarını ilk kez bu kadar ayrıntılı değerlendirdiler.
Bu farkındalık, beraberinde daha fazla beklenti ve daha fazla katılım da getirecektir. Odasını tanıyan üye, hizmeti takip eder, talebini dile getirir, verilen sözün karşılığını sorar. Bunun kazancı hepimize olur.
Seçimden sonra da aynı yakınlık
Benim bu güzel tabloya ilişkin bir beklentim var: Bugün kurulan iletişim, seçimden sonra da aynı canlılıkla sürsün.
Üyelerin kapıları yine çalınsın. Sorunları yine dinlensin. Kampanya boyunca konuşulan projelerin hangi aşamaya geldiği kendileriyle paylaşılsın. Sahada oluşan bu hareketlilik, odanın günlük çalışma anlayışına yerleşsin.
Çünkü Marmaris esnafının, işletmecisinin ve iş insanının kendisini dinleyen, ihtiyaçlarını bilen, çözüm ararken yanında duran bir odaya ihtiyacı var. Bu seçim sürecinde kurulan bağlar da bunun için değerli bir fırsat.
Her iki adayın yola çıkarken ortaya koyduğu ortak düşünce, Marmaris için çalışmak ve Marmaris’e kazandırmak. Ben de kampanyanın bugüne kadarki havasına bakınca, kim kazanırsa kazansın Marmaris turizminin, ekonomisinin ve ticaretinin kazanacağına inanıyorum.
Sandıktan elbette bir sonuç çıkacak. Bir ekip yönetim sorumluluğunu üstlenecek. Ancak bu sürecin kazancı, seçilen isimlerle sınırlı kalmayacak.
Centilmence rekabetin, projelerin ve üyelerle kurulan bağın öne çıktığı bu yarışta Marmaris şimdiden kazanıyor.
Her iki adaya ve ekiplerine başarılar diliyorum. Dileğim, bugün gösterilen karşılıklı saygının ve çalışma heyecanının seçimden sonra da devam etmesi.
Sandık kimin kazanacağını gösterecek; verilen sözlerin hayata geçmesi ise Marmaris’in ne kadar kazanacağını.
Sandık kurulmadan kazanan Marmaris
İlk yorum yazan siz olun