ÖLÜM VAR!

Demet Kızıl

İnsan, dünyaya gelirken yanında hiçbir şey getirmediği gibi giderken de hiçbir şey götüremeyeceğini bilir. Buna rağmen ömrünün büyük bölümünü daha fazlasını kazanmak, daha yükseğe çıkmak, daha çok sahip olmak için harcar. Sanki hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, hiç hesap vermeyecekmiş gibi davranır.

Ne garip değil mi?

Her gün bir cenaze haberi duyuyoruz. Tanıdığımız insanlar birer birer aramızdan ayrılıyor. Dün birlikte oturduğumuz, sohbet ettiğimiz insanlar bugün sadece bir fotoğraf ve güzel birkaç hatıradan ibaret kalıyor. Hayatın en değişmez gerçeği gözümüzün önünde dururken, yine de hırslarımızı dizginleyemiyoruz.

Bir koltuk için dostluklar bitiyor.

Bir ihale için vicdanlar susturuluyor.

Birkaç kuruş daha fazla kazanmak için insanlar kandırılıyor.

Bir makam uğruna yılların emekleri hiçe sayılıyor.

Oysa ölüm, bütün unvanları aynı çizgide buluşturuyor. Belediye başkanı da, iş insanı da, memur da, işçi de, zengin de, fakir de aynı toprağa giriyor. Mezarlıklarda ne makam tabelaları var ne banka hesapları ne de tapular...

Geriye yalnızca insanların sizin hakkınızda söyledikleri kalıyor.

"İyi insandı."

"Kimseyi kırmazdı."

"Herkese yardım ederdi."

Ya da tam tersi...

İnsan bazen kendine şu soruyu sormalı: Bugün uğruna kavga ettiğim, kırdığım, üzdüğüm şeyler gerçekten buna değer mi?

Çünkü hayat, sandığımız kadar uzun değil. Yarın için yaptığımız planların garantisini kimse veremez. Bir telefon, bir haber, birkaç saniye... Ve bütün hesaplar sona eriyor.

Belki de bu yüzden biraz daha vicdanlı olmak gerekiyor.

Biraz daha adaletli...

Biraz daha merhametli...

Biraz daha dürüst...

Hırs elbette insanı çalıştırır, üretmeye teşvik eder. Ama kontrol edilemeyen hırs, insanın önce karakterini, sonra da çevresini tüketir. Kazandığını zannederken aslında en değerli şeyini; insanlığını kaybetmesine neden olur.

Bugün geriye dönüp baktığınızda sizi mutlu eden şeyler, sahip olduklarınız değil; paylaştıklarınızdır. Size dua eden insanlar, iyi bıraktığınız izler ve arkanızdan söylenen güzel sözlerdir.

Çünkü bu dünya kimseye kalmadı.

Ne imparatorlara...

Ne krallara...

Ne servet sahiplerine...

Ne de kendini vazgeçilmez sananlara...

Önemli olan ne kadar yaşadığımız değil, yaşadığımız süre boyunca nasıl bir insan olduğumuzdur.

Bir gün hepimiz aynı gerçekle yüzleşeceğiz. O gün cebimizde para olmayacak, omzumuzda makam olmayacak, elimizde güç olmayacak.

Sadece yaptıklarımız bizimle gelecek.

Belki de hayatın en büyük başarısı, daha çok kazanmak değil; daha temiz bir vicdanla yaşayabilmektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.