"Figüran var ama para yok."
Siyasette zaman zaman öyle açıklamalar yapılır ki, insan duyduğunda önce şaşırır, sonra gülümser, ardından da "Bu kadar da olmaz." demekten kendini alamaz. İşte bu söz de bana tam olarak "Özrü kabahatinden büyük." deyimini hatırlattı.
Asıl mesele, orada figüran olup olmaması değil. Asıl mesele, milyonlarca seçmeni olan bir partinin neden kendi tabanını temsil etmek yerine böyle bir tartışmanın içinde kalmış olmasıdır.
Bir siyasi partinin genel başkanı, partisinde yaşanan gelişmelerden habersiz olduğunu ima ediyorsa, bu başlı başına sorgulanması gereken bir durumdur. Haberi varsa ayrı bir sorun, yoksa daha da büyük bir sorun ortaya çıkar.
Bugün gelinen noktada asıl konuşulması gereken, CHP'nin neden bu kadar büyük bir güven kaybı yaşadığıdır.
Çünkü birçok seçmenin geriye tarif ettiği duygular; hayal kırıklığı, öfke, kırgınlık, kandırılmışlık hissi ve verilen oyların karşılığını görememektir. Bir siyasi parti için en büyük kayıp yalnızca oy kaybetmek değildir; seçmeninin güvenini kaybetmesidir.
Üstelik bu tabloyu oluşturanların önemli bir kısmı, yıllarca partide görev almış, makam ve mevki sahibi olmuş, partinin en üst kademelerinde siyaset yapmış isimlerdir. Bu nedenle birçok seçmen, yaşananların dışarıdan değil, içeriden verilen zararlar olduğunu düşünüyor.
Bir zamanlar CHP denildiğinde akla Adalet Yürüyüşü geliyordu. Kemal Kılıçdaroğlu'nun arkasından kilometrelerce yürüyen insanlar geliyordu. Mutfaktan yaptığı açıklamalara destek veren milyonlar geliyordu. Bugün ise parti içi tartışmaların ve karşılıklı ağır ithamların konuşulduğu bir tablo ortaya çıktı.
Ben de bu süreci yaşayan ve CHP'ye oy vermiş bir seçmen olarak hayal kırıklığı hissediyorum. Çünkü oy veren insanların beklentisi, kendi partilerinin sürekli iç kavgalarla değil, ülkenin sorunlarına çözüm üreten bir anlayışla gündeme gelmesidir.
Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan köklü geçmişe sahip bir partinin bugün geldiği nokta, birçok seçmen açısından üzüntü vericidir. Bir siyasi partiye yönelik en ağır eleştiri, onu rakiplerinin değil, kendi içindeki yanlışların yıpratmasıdır.
Belki de bugün sorulması gereken soru şudur:
Bir partiyi gerçekten kim yıpratır? Dışarıdan eleştirenler mi, yoksa yıllarca o partinin içinde bulunup, en büyük zararı içeriden verenler mi?
Özrü Kabahatinden Büyük
İlk yorum yazan siz olun