Günlerdir feryat ediyorlar. Akbelen'dek ki çığlığı kimse duymuyor mu?
O köylünün evini toprağını ağacını ormanını elinden almak zulüm değil midir?
Bu insanlar kime ne yaptı kime zarar verdi. O zeytin ağaçlarını acımasızca kepçelerle paramparça edenlerin, onlara bu talimatları verenlerin hiç mi vicdanları kalmadı.
Bunları yaptıranların aileleri evlatları torunları çocukları yok mu onların yüzüne nasıl bakıyorlar?
Bunları yapanların evlerinde zeytinyağı yok mu?
Akşam yemeklerinde kullandıkları yağlar nereden geliyor.
Sabah kahvaltıda sofralarındaki zeytin nereden geliyor bunların farkında değiller mi?
İnsanlar feryat ediyor bu feryadı gören kimse yok mu?
Bu yapılanların ne dinde, Müslümanlıkta ne Allah katında yeri var. Bu kadar acımasızlığın öbür dünyada hesabı sorulmayacak mı sanıyorlar bunları yaptıranlar?
Her şey para mı, insanlık vicdan merhamet diye bir şey kalmadı mı artık?
Köy dediğin yer sadece birkaç ev değildir. En çok yük onların omuzlarında oysa.. Ormanın doğanın ağacın bekçileridir onlar
İnsan orada doğar, büyür, toprağını tanır; ağacıyla konuşur, zeytinini çocuk gibi sever.
Şehirde kaybedilen bir ev yeniden yapılabilir belki ama
köyde kaybedilen şey bir ömürdür.
O insanlar sabah hangi ağacın ne zaman çiçek açacağını bilir.
Hangi taşın altından su çıkar, hangi rüzgâr neyi haber verir…
Şimdi bir kepçe geliyor ve diyor ki:
“Bütün bunların değeri yok.”
En çok da buna yanıyor insan.
Kimse o köylüye “sen bu ülkenin insanısın” demiyor gibi.
Sanki fazlalıklarmış gibi…
Oysa o köyler bu toprakların bel kemiği.
Zeytin ağacı sökülürken sadece ağaç gitmiyor;
bir ninenin duası, bir dedenin emeği, bir çocuğun geleceği de sökülüyor. Orada yaşayan kuşların böceklerin hayvanların da hayatları yok oluyor.
Sofradaki zeytin yemeğimizdeki yağlar gidiyor yok oluyor.
O köyler belki bugün eziliyor ama
haklı olanın utancı olmaz.
Utanç, bu feryadı duymazdan gelenlerindir.
Çünkü köy dediğin yer sadece birkaç ev değildir.
Köylü,"Hayattır, köktür, hatıradır."
Bir Kızılderili atasözü der ki, "Son ırmak kuruduğunda,son ağaç yok olduğunda,son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak."
Anlayacaklar ama işten geçmiş olacak.