Yılın henüz ilk beş ayında 118 kadın cinayeti işlendi.
Önümüzde daha yedi ay var. Dileğimiz, bu sayının bir tek kişi bile artmaması. Ancak geçmiş yılların verileri, ne yazık ki bu konuda iyimser olmayı zorlaştırıyor.
Kayıtlara göre Türkiye'de son yıllarda her yıl ortalama 300 ila 450 kadın cinayeti işleniyor. Buna ek olarak, her yıl onlarca kadın da şüpheli şekilde hayatını kaybediyor. Her biri ayrı bir hayat, ayrı bir hikâye, yarım kalmış umutlar ve geride bırakılmış acılar...
Peki, bu tabloyu bir ülke meselesi olarak ele alan kaç televizyon programı izlediniz? Kaç gazeteci günlerce bu rakamların peşine düştü? Kaç tartışma programında kadın cinayetleri, çözüm önerileri ve toplumsal sorumluluklar masaya yatırıldı?
Bugünlerde ekranları açıyoruz. Siyasi tartışmalar saatlerce sürüyor. Aynı konular günlerce konuşuluyor. Ancak kadınların yaşam hakkı söz konusu olduğunda, aynı hassasiyeti görmekte zorlanıyoruz.
Oysa kadın cinayetleri ne bir siyasi partinin meselesidir ne de belli dönemlerde hatırlanacak bir gündem başlığıdır. Bu, doğrudan toplumun vicdanını ilgilendiren bir insanlık sorunudur.
Ekranlarda, manşetlerde ve tartışma programlarında yer bulamayan her acı haber, aslında bize aynı soruyu sorduruyor:
Kadının adı gerçekten var mı?
Yoksa bazıları için hâlâ gündemin dışında mı?
Kadının Adı Yok Mu?
İlk yorum yazan siz olun