Beşiktaş, teknik direktör Ole Gunnar Solskjaer ile; Fenerbahçe ise teknik direktör Jose Mourinho ile yollarını ayırdı. İki büyük kulüpte de yaşanan bu gelişme, Türk futbolundaki "galibiyet varsa varsın, mağlubiyet varsa yoksun" anlayışının net bir yansıması.
Peki, başarısızlık sadece teknik direktöre mi ait? Sahada mücadele eden 11 futbolcunun hiç mi sorumluluğu yok? Antrenmanlardaki performanslar, motivasyon, takım kimyası... Bunların hepsi başarıyı etkileyen faktörler.
Futbolcular, Avrupa’nın önemli kulüplerinde oynamış, kariyerli isimler. Türkiye’ye getirilmelerinin nedeni de bu. Ancak ne var ki, Türkiye’deki futbol sistemine adapte olmak hiç kolay değil. Bu uyumsuzluk, doğrudan sahaya ve tribünlere yansıyor.
Evet, taraftar belki ilk birkaç mağlubiyete ya da beraberliğe göz yumabiliyor. Ama arka arkaya gelen kötü sonuçlar, vasatın altında performanslar ve tutkusuz oyun, taraftarı isyan ettiriyor. Haklılar da…
Çünkü o taraftar, cebindeki son kuruşla forma alıyor, deplasman yoluna düşüyor, kombine biletle kulübüne destek oluyor. Belki de evine ekmek götüremeyecek durumda ama Beşiktaş için, Fenerbahçe için, Galatasaray için her şeyini ortaya koyuyor.
İşte bu yüzden, taraftarın isyanı anlaşılır ve sonuna kadar haklıdır. Kulüpler, başarıyı sadece teknik direktör değişikliğiyle değil, tüm yapıyı sorgulayarak aramalı.