Bugün “Dünya Gazeteciler Günü kutlu olsun” demek bile çok zor!

Cemal Köyük


Çünkü özgür basının nefes almakta zorlandığı, gazetecilerin haberleri nedeniyle yargılandığı ve tutuklandığı bir ortamda neyi, nasıl kutlayacağız?
Gazeteciliğin baskı altında olduğu, gerçekleri yazmanın bedelinin ağırlaştığı bir ülkede kutlama yapmak kolay mı?
Mustafa Kemal Atatürk, daha 1922 yılında basının önemini ne güzel anlatmış:
“Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir.”
Mustafa Kemal Atatürk — 1922
Atatürk, basını milletin sesi, aydınlanmanın rehberi olarak görüyordu.
Peki, bugün o ses ne kadar özgür?
Gazetecilik, yalnızca ekranlarda konuşmak değil; sorgulamak, araştırmak, gerçeğin peşinden gitmek ve kamu adına hesap sormaktır.
Özgür basın olmadan demokrasi eksik kalır. Gerçekler susturulduğunda toplumun haber alma hakkı da yara alır.
Bugün kutlamaktan çok, basın özgürlüğünü yeniden hatırlamaya ve hatırlatmaya ihtiyacımız var.
Kalemini satmayan, gerçeğin peşinden gitmekten vazgeçmeyen, baskılara rağmen gazetecilik yapmaya çalışan bütün basın emekçilerinin günü kutlu olsun.
Özgür basın, özgür toplum demektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.