SANDİMA TABLETİ: Sürükleyici kurgu içinde aynı zamanda Batı uygarlığının başlangıcına dair yerleşik bazı kabulleri de sorguluyor.
//
ÇOK GEZEN ÇOK BİLİR Mİ?: Hiç duymadığınız bir gelenek, bugünkü alışkanlıklarımızın kökeni olabilir mi?Bakmakla görmek arasındaki çizgiyi geçmeye hazır mısınız?
//
ŞAİR İMPARATORİÇE: Kitapta gerçek dünya ve fantastik evren aynı satırlarda hayat buluyor.
//
GELİŞİGÜZEL: Birlikte olmak için mücadele eden, birbirine değer veren, sadece “ben”i değil “biz”i de düşünen insanlar bu öykülerde kendilerine vücut buluyor, sesini çıkarıp yazarın hayal dünyasında kendi karşılıklarını inşa ediyor.
//
KIRILMA NOKTASI: Bu yarışta ikinci şansın adı aşktı. Knox Holland’ın başı beladaydı.
//
POETİK ÇIKMAZ: Yazar kitabında çok az çalışılmış budönemin şiirine odaklanırken yalnızca genç kuşağın şairlerini değil, bu zaman aralığında yazan neredeyse tüm şairleri ele alıyor.
İşte o kitaplar;
//
Eski bir gazetecinin peşinde soluk soluğa ilerleyen bir polisiye roman...
CEM Kozlu’dan SANDİMA TABLETİ. Hem iş dünyasından hem de iş ve yönetim alanındaki kitaplarından tanıdığınız yazar, bu kez farklı bir kulvara adım atıyor. Uluslararası entrikalar, arkeolojik gizemler ve pek de yakışıklı sayılmayacak ancak bir buldog gibi dişini geçirdi mi bırakmayan eski bir gazetecinin peşinde soluk soluğa ilerleyen bir polisiye roman... Yazar, bu sürükleyici kurgu içinde aynı zamanda Batı uygarlığının başlangıcına dair yerleşik bazı kabulleri de sorguluyor. Genç arkeolog Elâ, çalıştığı müzenin sessiz koridorlarında dolaşan görünmez tehlikeyi ilk fark eden kişi olur. MÖ 2. binyılın ortalarına tarihlenen ve Anadolu'nun kadim halklarından Luvilerin henüz tam çözülememiş dilinde yazılmış olan kitap, artık güvende değildir. Birileri onu çalmak üzeredir. Kitap sıradan bir arkeolojik buluntu değildir. Deşifre edilirse insanlık tarihinin en köklü kabullerinden birini geçersiz kılabilecek sarsıcı bir gerçeğin kapısını aralayacaktır.Elâ'nın yolu, gerçeğin peşinden gitme uğruna kariyerini kaybetmiş ünlü bir gazeteciyle kesişir. Güçlerini birleştirip olayın üzerine gittiklerinde, karanlık bir planın içine çekildiklerini fark ederler. Karşılarında, sıradan kaçakçılar değil, iyi organize olmuş, acımasız ve her yere sızabilen bir yapı vardır. Ve bu yapı, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için her şeyi göze almıştır. 176 SAYFA.
(REMZİ KİTABEVİ)
//
Tarihin tozlu raflarında ikinci plana atılmış gerçek hikâyeler
NİLSU Emre’den ÇOK GEZEN ÇOK BİLİR Mİ? “Bize, okullardaki tarih derslerinde sadece savaşları, sınırları, fetihleri ve antlaşmaları anlatırlar. Oysa gerçek fetih, zihinlerde başlar. Ve tarih bize anlatılan değil, o küçük detayların hikâyesidir. Tarih bize kralları anlatır; oysa asıl sırlar, bize fısıldanan kelimelerin köklerinde saklı olmasın?Bir gezi kitabı değil, bir geri dönüş biletidir. Toprağın altındaki fısıltıları, kelimelerin bin yıllık genetiğini ve günlük hayatın unutulmuş hikayelerini anlatan bir hatırlayış rehberidir… Bu sayfalarda sadece şehirleri gezmeyeceksiniz. Tarihin tozlu raflarında ikinci plana atılmış gerçek hikâyelerin, kelimelerin ve olayların ardındaki detayların izini süreceksiniz. Bugünü anlamak için geçmişin dilini çözmeye hazır mısınız? Bazen şehirler susar, kelimeler haykırır. Dünün sırları, bugünün kelimelerinde gizli olabilir mi? Hiç duymadığınız bir gelenek, bugünkü alışkanlıklarımızın kökeni olabilir mi? Bakmakla görmek arasındaki çizgiyi geçmeye hazır mısınız? Ama en önemlisi… Geçmişin sesini duymaya, hazır mısınız?” 213 SAYFA.
(HARMONİA YAYINLARI)
//
Masallar diyarından bir macera, akıl almaz bir gerçeklikle buluşuyor
SHEN Tao’dan ŞAİR İMPARATORİÇE. “Azimli ve kararlı. Bir kadının gücünü kimse hafife almasın! Hanedanlar bile…” Açelya Hanedanlığı’nın tahtına oturmak ve tacı almak için beş prens yarışıyor. Tahta geçecek olan kabiliyetli prens Maro mu, zalim prens Terren mi yoksa bolluk ve bereketin habercisi olan Isanmı? Belki de küçük prensler Kiran ve Ruyi’dir. Peki ya sıradan bir köylü kızı saray entrikalarının üstesinden gelip imparatoriçe olabilir mi? Büyü, sihir, şiir ve kılıcın amansız mücadelesi hiç böyle anlatılmamıştı. Yazarınkalemi, masallar diyarından bir macerayı, akıl almaz bir gerçeklikle buluşturuyor. Kitapta gerçek dünya ve fantastik evren aynı satırlarda hayat buluyor. 488 SAYFA.
(ATHİCA YAYINLARI)
//
Hayata ve doğaya umutla bakan, dünyayla bütünleşen insanlar
CAN Göknil’den GELİŞİGÜZEL. Ben hayal toplarım. İnsanları anlamalı diye düşünürüm. Konuşmalardan seçtiğim sözcükleri biriktiririm. Hayal kurarım. Yel gibidir hayaller. Bir görünür, bir yok olurlar. Biriktirmeye gelmezler. Uçucu hepsi. Kimini yakalarım. Yakaladığımı görünür kılmak isterim. Çizerim, boyarım, az buçuk yazarım da. Kitap, hayata ve doğaya umutla bakan, dünyayla bütünleşen insanları anlatıyor. Birlikte olmak için mücadele eden, birbirine değer veren, sadece “ben”i değil “biz”i de düşünen insanlar bu öykülerde kendilerine vücut buluyor, sesini çıkarıp yazarın hayal dünyasında kendi karşılıklarını inşa ediyor. Dünyaya nefretle değil sevgiyle, öfkeyle değil sağduyuyla, hayal kırıklığıyla değil umutla bakanlar kitapt kendilerine yeni bir direnme alanı buluyor. Yazar, bütün dikkati, heyecanı, yaratma arzusuyla umut dolu bir dünya düşlüyor. 72 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)
//
İkisinin de tek ihtiyacı her şeyin üstesinden gelmelerini sağlayabilecek bir aşktı
REBECCA Jenshak’tan KIRILMA NOKTASI. Bu yarışta ikinci şansın adı aşktı. Knox Holland’ın başı beladaydı. Profesyonel motokros dünyasındaki ilk yılı fırtına gibi geçse de dizginleyemediği öfkesi takımdan kovulmasına neden olmuştu. Artık herkes ondan umudu kesmişti fakat Knox kariyerini tekrar parlatmaya kararlıydı.Olimpiyatlarda iki madalya kazanmış Avery Oliver’sageçirdiği kritik sakatlığı atlatmaya çalışıyordu. Üzerinde çok büyük bir baskı vardı ve bütün dünyaya tekrar jimnastiğe dönebileceğini kanıtlamak zorundaydı. Ondan yardım isteyen dövmeli bir serseriye ayıracak zamanıkesinlikle yoktu. Oysa ikisinin de tek ihtiyacı hayata başka bir gözle bakmalarını ve her şeyin üstesinden gelmelerini sağlayabilecek bir aşktı. 336 SAYFA.
(NOX YAYINLARI)
//
Genç şairlerin diğer yandan önceki kuşakların akım ve eğilimleri
ORHAN Kahyaoğlu’ndan POETİK ÇIKMAZ- 1960-1980 Arası Modern Şiir. Yazar kitabında 1960-1980 arasına odaklanıyor. Başlangıç ve bitiş yılları bile darbeleri işaretleyen tarihsel bir kesitte yaşanan siyasal ve toplumsal gerilimler, poetik sorunların devamlı ikinci plana itilmesine yol açmış, tam da bu nedenle dönemin şiirine ilişkin sonrasındaki araştırmalar hayli sınırlı kalmıştır. Yazar kitabında çok az çalışılmış bu dönemin şiirine odaklanırken yalnızca genç kuşağın şairlerini değil, bu zaman aralığında yazan neredeyse tüm şairleri ele alıyor. Bir yandan genç şairlerin diğer yandan önceki kuşakların akım ve eğilimlerinin bu süreçte nasıl bir değişim gösterdiğinin izini sürdüğü gibi 1980’lerden sonra kanonik hale gelecek İkinci Yeni’ye 1960-80 arasında gösterilen tepkileri de ayrıntılı biçimde inceliyor. Yalçın Armağan’ın sunuşuyla yayımlanan kitapta, poetikapolitikaikilemi üzerinde tartışılan sayısız şiir-içi sorun dönemin edebiyat tarihi gözetilerek tartışmaya açılıyor. O yıllarda belirgin bir şiir, akım veya hareket oluşmadığı için burada özellikle yeni kuşak şairlerin eğilimlerini, yönelimlerini odağa almaya çalıştım. Bu eğilimlerin ağırlık noktası, kökleri 1930’lara kadar uzanan toplumcu-gerçekçi şiir oldu. Ayrıca Garip, İkinci Yeni gibi akımların içinden gelen, çoğu ustalaşmış şairlerin ürettikleri yeni şiiri anlamayı, sorgulamayı yeğledim. İkinci Yeni şairleri özellikle 1960’larda yeni ve iyi şiir üretmeyi sürdürerek ciddi biçimde ön plana çıktılar, dergiler yoluyla da şiir ortamını belirlediler. 320 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//