Kitapçıların raflarında yer alan 6 kitabı sizler için yorumladım
KUŞLAR BİZE NE ÖĞRETİR?: On iki kısa denemeden oluşan bu seçki boyunca yazar, kalbini ve hayal gücünü etkileyen samimi karşılaşmaları paylaşıyor.
//
DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR: Kitap, belgeler, günlükler ve tanıklıklarla Cem Aziz Çakmak'ın sıra dışı yaşam öyküsünü okura sunuyor.
//
SEVGİ EMEĞİ: Kitap, kaybın gerçekliğini kabul etmeden tam anlamıyla sevmenin, ölümün gerçekliğini kabul etmeden tam anlamıyla yaşamanın mümkün olmadığını hatırlatan; karanlık, alegorik ve unutulmaz bir başucu eseri.
//
BOŞANMA: "Boşanma, sadece bir evliliğin bitişiyle ilgili değil. Belki de en çok, zekâsıyla var olmaya çalışan bir kadını yıldırabilen ve köreltebilen kadın düşmanlığıyla ilgili." Deborah Levy.
//
LEMURYA’NIN ÇOCUKLARI: Bu kitap, bilgi vermek için yazılmadı. Bu kitap bir rehber değil, bir çağrı. Ne öğretmek için burada ne de ikna etmek için. Bu kitap, seni sana hatırlatmak için yazıldı
//
TOPAÇ: Kitap, fantastik, bir o kadar da olası bir gelecek tablosu çizerken kurtuluşun yolunu düşünmeye davet ediyor okuru.
İşte o kitaplar;
//
Yazar, kalbini ve hayal gücünü etkileyen samimi karşılaşmaları paylaşıyor
LİLİ Taylor’dan KUŞLAR BİZE NE ÖĞRETİR? Fark Etmenin Gücü ve Güzelliği. Başımı gökyüzünden yere doğru eğiyorum. Etrafımdaki insanlar hep aşağı bakıyor. Yukarıda bir harikalar diyarı var ama onlar müjdeyi duymamışlar. Çoğu insan kuşları gerçekten tanımaz ya da daha doğrusu, onların farkında değildir. Oyuncu yazar da bir zamanlar böyle biriydi. Kuşların var olduğunu biliyor, hatta ortalama bir insandan daha çok düşünüyor ama onları gerçekten tanımıyordu. Ta ki "bir şey" olana kadar. On iki kısa denemeden oluşan bu seçki boyunca yazar, kalbini ve hayal gücünü etkileyen samimi karşılaşmaları paylaşıyor: Ağaçların arasında fark ettiği ya da hiç tanımadığı insanlarla yan yana durup izlediği kuşları, bahçesinde büyüyen yavruların verdiği heyecanı, bambaşka bir gerçekliği sessizce gözlemlemenin yarattığı küçük ama derin mutluluğu anlatıyor. Sonra bize fısıldıyor; kuşlara, gökyüzüne, dünyaya yeni gözlerle bakabilmek olağanüstü bir şey. 160 SAYFA.
(LİTERATÜR HAYAT)
//
Birbiri ile alakasız görünen olaylar arasındaki derin bağlantı ve kapalı kapılar
ÇAĞDAŞ Bayraktar’dan DENİZ ÜSTÜ KÖPÜRÜR- Emperyalizmin Hedefindeki Amiral. Emperyalizm, son 25 yıldaki en büyük bozgununu Türkiye'de 1 Mart tezkeresi ile yaşadı. Bunun Türkiye'ye faturası ise çok ağır oldu. Kumpas davalarla cumhuriyet ve kurumlarının kuşatılması... Bu kuşatmanın uygulayıcısı, her yetki ile donatılmış bir savcı... Bugün Türkiye'de yaşananların zeminini oluşturan gelişmeler... Birbiri ile alakasız görünen olaylar arasındaki derin bağlantı ve kapalı kapılar arkasındaki kirli ittifaklar... Türk siyasetinin yeniden dizaynı... Ve tüm bunların merkezinde, hedefte bir amiral... Kitap, belgeler, günlükler ve tanıklıklarla Cem Aziz Çakmak'ın sıra dışı yaşam öyküsünü okura sunuyor. 376 SAYFA.
(KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)
//
Aşka ve sevgiye dair önemli sorulara yanıt bulmaya çalışılıyor
STEPHEN Grosz’dan SEVGİ EMEĞİ- Sevgi Bağlarını Nasıl Kurar Nasıl Koparırız. Işığı görmek için karanlığa inmeniz gerekir. Bir intiharın ardından on yıl boyunca hiçbir şey yapamayan bir heykeltıraşın dehşet verici rüyası, ihanetin ahlaki boyutlarını tartışan analistlerin kavgası, hamilelik korkusunu manastır duvarlarının ardına gizleyen eski bir rahibe. Hepsi, bir psikanalistin muayene odasından süzülüp gelen; arzu, kalp kırıklığı ve sevgiye ışık tutan hikâyeler... Konuşmak, dinlemek ve anlamak üzerine muazzam bir eser olan İncelenen Hayatlar kitabının yazarı bu kitabında, aşka ve sevgiye dair önemli sorulara yanıt bulmaya çalışırken öykülerdeki kendini kandırma katmanlarını tek tek kaldırıyor ve altındaki çatışmalı arzuları, korkuları ve yasları keşfediyor. Ortaya sadece kalbin gizemlerine değil, psikanalizin etik sınırlarına ve insan ruhunun karanlık dehlizlerine dair sarsıcı bir kitap çıkıyor. Kitap, kaybın gerçekliğini kabul etmeden tam anlamıyla sevmenin, ölümün gerçekliğini kabul etmeden tam anlamıyla yaşamanın mümkün olmadığını hatırlatan; karanlık, alegorik ve unutulmaz bir başucu eseri. Bu adam evliliğinizi kurtarabilir. Sunday Times. Psikanaliz üzerine yazan en iyi isimlerden biri. The Times. Sarsıcı ve sürükleyici. Guardian. 144 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//
"Boşanma, sadece bir evliliğin bitişiyle ilgili değil…”
SUSAN Taubes’ten BOŞANMA. Yalnızca rüyalar biter. Ve bu mantık doğrultusunda aşklar, oyunlar ve hikâyeler de tıpkı rüyalar gibidir; biterler. Budapeşte'de doğan Sophie çocukluğunu orada geçirdikten sonra İkinci Dünya Savaşı öncesi babasıyla birlikte New York'a taşınır ve orada Ezra Blind'la evlenip anne olur. Zamanla eş, anne ve entelektüel kimlikleri arasında bölünen Sophie hayatı, ilişkileri ve inançları üzerine düşünürken evliliğin ondan neleri aldığını sorgulamaya başlar. Kitap, inanç, beden ve özgürlük kavramlarını keskin bir dürüstlükle irdelerken toplumsal rollerin altında ezilen bir kadının yalnızca evliliğinden değil, kendisini tüketen her kalıptan kurtulma hikâyesini anlatıyor. "Boşanma, sadece bir evliliğin bitişiyle ilgili değil. Belki de en çok, zekâsıyla var olmaya çalışan bir kadını yıldırabilen ve köreltebilen kadın düşmanlığıyla ilgili." Deborah Levy. 328 SAYFA.
(CAN YAYINLARI)
//
Kitap bir rehber değil, bir çağrı, ne öğretmek için burada ne de ikna etmek için…
MUKADDES Pekin Başdil’den LEMURYA’NIN ÇOCUKLARI- Işığın Unutulmaz Kıtasından Yükselen Frekans. Savaş meydanları görünmez artık ama mücadele bilincin katmanlarında sürüyor. Sekiz köşeli yıldız gökyüzünden değil, içimizden doğuyor. Bu kitap, bilgi vermek için yazılmadı. Bu kitap bir rehber değil, bir çağrı. Ne öğretmek için burada ne de ikna etmek için. Bu kitap, seni sana hatırlatmak için yazıldı. Lemurya, fiziksel bir kıta değil, bir bilinç düzeyidir. Ve sen o bilinçten geliyorsun. Seninle birlikte gelen bilgi, uzun bir yolculuktan sonra şimdi yeniden aktive edilmeye hazır. Burada okuduğun her cümle, sadece anlam taşımaz. Aynı zamanda bir frekans kodudur. Bazı cümleleri okuduğunda neden gözlerinin dolduğunu, neden boğazında bir düğüm hissettiğini, neden bir satırda nefesinin değiştiğini bilmiyor olabilirsin. Çünkü bu tepkiler, zihinsel değil frekanssal düzeyde yaşanır. Bu kitap, gözünle değil, kalbinle okuduğunda açılır. Her sayfa bir anahtardır. Her başlık bir geçittir. Ve her geçit, seni özüne yaklaştırır. Bugün yazılmış gibi görünse de, bu kitap aslında zamanlar ötesinden gelen bir hatırlatma protokolüdür. Senin kodlarının içinde kayıtlı olanı, yeniden görünür kılmak için... 248 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)
//
Gerçeklerle nasıl yüzleşeceğiz? Bunun altından kalkabilecek miyiz?
GÜLAYŞE Koçak’tan TOPAÇ. “İnsan gerçekten belli bir kişiye mi bağlı oluyor, yoksa yalnızca içindeki o duyguya, o bağlanma ihtiyacına mı?” Yasaklarla, “öteki” korkusuyla tamamen sindirilmiş, had safhada duyarsızlaşmış, birbirinin acılarına tanık olmamak için “özlük”lerle, “filtre”lerle duyguları adeta buzların altında donarak derin bir uykuya dalmış bir toplum… Sevgisizliğin, ayrımcılığın, duyarsızlığın ivmesi arttıkça “her şey sarhoş bir uğultu içinde eriyor, çılgınca dönen bir atlıkarıncadan bakılan dünya karmakarışık olmaktan çıkıp rengârenk bir topacın birbiri içinde eriyerek beyazlaşıveren renkleri gibi, birden basit bir sükûnet ve küntlük halini alıyordu.” Peki ya birileri topacı yavaşlatıp bu toplumu derin uykusundan uyandırmaya girişse? Bu topluma yeniden sevgi, merhamet kazandırılabilir mi? İnsanlar renkleri görmeye dayanabilecek mi? Kitap, fantastik, bir o kadar da olası bir gelecek tablosu çizerken kurtuluşun yolunu düşünmeye davet ediyor okuru. En kritik soruyu sorayım sana: Buzların altından çıkmanın beraberinde getireceği utanç ne olacak peki? Utanç, o dayanılmaz utanç... Bu utancın ağırlığı altında ezilmeden nasıl yaşayacağız? Birbirimizin yüzüne nasıl bakabileceğiz? Biz öyle büyük kötülükler yaptık ki... Gerçeklerle nasıl yüzleşeceğiz? Bunun altından kalkabilecek miyiz? 352 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)
//