Gazeteci Özkan Saçkan’dan kitap tavsiyeleri
Gazeteci Özkan Saçkan kitap severler için kitapları yorumlayıp özetleri ile tavsiyelerine devam ediyor.
Kitapçıların raflarında yer alan 6 kitabı sizler için yorumladım
CEHENNEMDE İLAHİ: Yazar çocuk izleriyle dolu, şiirsel ışıltılar saçan minimal bir anlatımla çıkıyor okurun karşısına.
//
TÜRKİYE’DE YÜKSEKÖĞRETİM VE BİLİM: Kitapta; medeniyet tasavvuru, matematik ve bilim tarihine yönelik tartışmalar ile eğitim politikalarında tutarlılık ve yönetişim meseleleri incelenmekte, böylece yükseköğretim tartışmaları daha geniş bir düşünsel çerçeveye yerleştirilmekte.
//
BİR BAŞKALIK ARADIM: Şairin“Marsyas Ölür Dirilir”, “Her Şeyin Kıyısında” ve “Kargapazarı Dağları” adlı üç şiir kitabı bulunmakta.
//
TANRISAL ÖNGÖRÜ ÜZERİNE: Seneca’ya göre karşılaştığımız zorluklarsa aslında erdemlerimizi sergileme fırsatıdır.
//
HAYALET KİTAP: Matbaa kokusunun eksik olmadığı, nostaljinin kuşattığı roman, aslında aktarılan bir miras aynı zamanda.
//
BEN BENİ ÇOK İHMAL ETTİM: İnsanın kendine dönmesi için her zaman bir yol vardır. Bu kitap, işte o yolun ilk adımları.
İşte o kitaplar;
//
Bütün öyküler yalın, nesnel, dingin, duru ve açık
RIDVAN Hatun’dan CEHENNEMDE İLAHİ. Kitap yazarın öykü serüveninde ikinci durak: Notos, Sözcükler, Varlık, kitap-lık dergilerinde yayımladığı öykülerle adını duyuran yazar ilk kitabı Billur Örüntüler (2023) ile Sait Faik Hikâye Armağanı ve Haldun Taner Öykü Ödülü kısa listelerinde yer almıştı. Kitapta yedi lirik öykü var. Kitabı saran dış metne bir zincir kolyenin halkaları gibi takılı, yazarın bütüncül yaklaşımını belirleyen öyküler. Düşsel görüntüler yaratmakta mahir bir kalemden çıkma her biri: Yalın, nesnel, dingin, duru, açık. Yazar çocuk izleriyle dolu, şiirsel ışıltılar saçan minimal bir anlatımla çıkıyor okurun karşısına. Söz verelim önce, ne olursa olsun birbirimize varıncaya kadar ileri gidelim. Çatallanan her yolda, dönüştüğümüz her hikâyede birbirimizi bulalım. Bu sayede geride kalmaz, bu karanlığa tek başımıza varmayız. 104 SAYFA.
(YAPI KREDİ YAYINLARI)
//

Geleceğe ilişkin stratejik bir perspektif geliştirmeye imkân sunan başvuru kaynağı
MAHMUT Özer’den TÜRKİYE’DE YÜKSEKÖĞRETİM VE BİLİM. Türkiye’de yükseköğretim sistemi son yirmi yılda hızlı bir kitleselleşme sürecinden geçerek öğrenci ve kurum sayısında dikkat çekici bir artış göstermiştir. Bu büyüme, geçmişte yapısal nitelik taşıyan pek çok sorunun hafiflemesini sağlasa da yeni ve daha karmaşık sorun alanlarını da görünür kılmıştır. Kitap, söz konusu dönüşümü çok boyutlu bir çerçevede ele alarak yükseköğretim politikalarının mevcut durumunu, sınırlarını ve geleceğe yönelik yönelimlerini kapsamlı biçimde ele almaktadır. Eserde, öğretim üyesi arzı, kalite güvencesi, kurumsal farklılaşma, uluslararasılaşma ve bilimsel üretim kapasitesi gibi yükseköğretim sisteminin temel bileşenlerine ilişkin güncel değerlendirmeler yer almaktadır. Yapay zekâ, kuantum teknolojileri ve değişen iş gücü piyasaları gibi yeni bilimsel ve teknolojik dinamiklerin yükseköğretime etkisinin ele alındığı kısımlarsa üniversitelerin gelecekte üstleneceği rolün yeniden düşünülmesini gerektiren yapısal dönüşümlere işaret etmektedir. Ayrıca kitapta; medeniyet tasavvuru, matematik ve bilim tarihine yönelik tartışmalar ile eğitim politikalarında tutarlılık ve yönetişim meseleleri incelenmekte, böylece yükseköğretim tartışmaları daha geniş bir düşünsel çerçeveye yerleştirilmektedir. Kitap, akademisyenler ve araştırmacılar için Türkiye’nin yükseköğretim alanındaki mevcut konumunu değerlendirmeye ve geleceğe ilişkin stratejik bir perspektif geliştirmeye imkân sunan bütüncül bir başvuru kaynağı niteliğindedir. 504 SAYFA.
(VAKIFBANK KÜLTÜR YAYINLARI)

//
Boğumlu bulutların ve kabarık toprağın iniltileri
GÜNOVA Sepin’den BİR BAŞKALIK ARADIM.
Hem eskiyendim
Hem eskiten...
Belki iki kişiydik
Belki yalnız!
Akşamın kenarında
Bir duvarcı arısı
Havayı bulandırıyordu,
Boğumlu bulutların
Ve kabarık toprağın iniltileri
Duyuluyordu, uzaklardan.
Uyumu ve uyumsuzluğu.
Şair, 1980 yılında Tire’de doğdu. 2011 yılından beri çeşitli kültür, sanat ve edebiyat dergilerinde şiir, öykü ve yazıları yayımlanmaktadır. “Marsyas Ölür Dirilir”, “Her Şeyin Kıyısında” ve “Kargapazarı Dağları” adlı üç şiir kitabı bulunmaktadır. 64 SAYFA.
(KORA YAYIN)

//
Yazar eserinde “tanrısal öngörü” fikrine dair görüşlerini ele alıyor
SENECA’dan TANRISAL ÖNGÖRÜ ÜZERİNE- Ruh Dinliği Üzerine- Hasan Ali Yücel Klasikler. Seneca (MÖ 4’e doğru-MS 65): Devlet adamı ve filozofluğunun yanı sıra Roma tarihinin en önemli söylev ustalarından ve tragedya yazarlarından biridir. Babasının bir siyaset adamı ve hatip olarak yetiştirmek istediği Seneca, bir süre devlet işleriyle uğraştı ve sonunda kendini en sevdiği iş olan felsefeye adadı. Stoa öğretilerini içeren çok sayıda düşünce metni, mektup ve tragedya yazdı. Yazar eserinde “tanrısal öngörü” fikrine dair görüşlerini ele alır; hiçbir şeyin rastgele gerçekleşmediğini, en düzensiz, en belirsiz şeylerin bile tüm evrene nüfuz eden bir tanrısal akıl tarafından yönetildiğini ileri sürer. Seneca’ya göre karşılaştığımız zorluklarsa aslında erdemlerimizi sergileme fırsatıdır. Eserinde Seneca, günümüz insanının da sıklıkla yaşadığı bıkkınlık, sürekli hedef değiştirme, kendinden hoşnut olmama gibi sorunların ruh dinginliğiyle giderilebileceğini gösterir. 144 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

//
"Yalnızlığın küflü bir kokusu olur. Onu saklayamazsınız"
ÖZLEM Anar’dan HAYALET KİTAP. Yazarın yeni romanı, çekmecelerde saklı kalmış, yayıncısına ulaşamamış tüm dosyaları temsil eden bir hayalet kitap. İç içe geçmiş düşüncelerin, açığa çıkmamış sırların fırtınalı bir akşamda etrafa saçılan sayfalara dönüştüğü, matbaa kokusunun eksik olmadığı, nostaljinin kuşattığı roman, aslında aktarılan bir miras aynı zamanda. Yazar, ömrünce varoluşsal sancıyla kıvranmış bir adamın oğulluk, kocalık, babalık gibi farklı toplumsal rollerdeki görünümünü irdelerken birey-sınıf ilişkisi, kadınlık-erkeklik, Müslümanlık-gayri müslimlik gibi temaları da sorguluyor. Bilinç akışı ve iç monolog tekniğiyle hız kazanan satırlarda, ifşa olan bir aile sırrının aracılığıyla, "Ben kimim?" ve "Bu hayatta ne yapmak istiyorum?" sorularının yanıtı aranıyor. Öyle bir roman yazmalıydım ki insanlar okuduklarında çarpılmalı ve eski hayatlarını geride bırakabilmelilerdi. Değişmeliydiler. Yaşamın özünü, yazdıklarımdan emmeliydiler. Anlamsız hayatlarına bir fırtına gibi girmeliydi benim karakterlerim ve sözcüklerim. Cümlelerimin her biri adam devirmeliydi. Okumayı sevmeyen biri bile kitaplarımdan sonra tutkuyla bağlanmalıydı bu dünyaya. Ancak öyle herkes de okumamalıydı. Biraz seçiciydim bu konuda. Büyük bir eseri eline alabilmek için bazı özellikleri olmalıydı okurun. İnciyi koyunun önüne atarsan yutar samanlarla birlikte, ne olduğunu bilmeden. 232 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)

//
“Önce ben varsam, gerisi bir şekilde yolunu bulur…”
ONUR Kankaya’dan BEN BENİ ÇOK İHMAL ETTİM. Uzunca bir zaman hep erteledim kendimi. Önce ailemi düşündüm, arkadaşlarımı, işimi, sonra da hayatın benden beklediği her şeyi... Kendime sıra geldiğinde ise ya çok yorgundum ya da çok geçti. Hep dedim ki: “Yarın... Sonra... Şimdi sırası değil.” Ama o yarın hiç gelmedi. İnsan kendini ihmal edince, çoğu şey eksik kalıyor. Ne kadar çabalarsa çabalasın, başarsa da huzursuz hissediyor. Çünkü kendi kalbini unuttuğu için içi hep yarım kalıyor. Ama insanın kendine dönmesi için her zaman bir yol vardır. Bu kitap, işte o yolun ilk adımları. Biliyorum, bu kitapta kendinden parçalar bulacak insanlar olacak. Başkalarının yükünü taşıyıp kendi yükümüzü bıraktık bir kenara. Hepimiz, en çok ihtiyacımız olan anda kendimize sırt çevirdik. Ama önemli olan, insanın kendisine er ya da geç dönmesidir. Ben kendime döndüm. Sen de dönmek istersen, bil ki her zaman bir yol vardır. 192 SAYFA.
(DESTEK YAYINLARI)

//
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.