Gazeteci Özkan Saçkan’dan kitap tavsiyeleri
Gazeteci Özkan Saçkan kitap severler için kitapları yorumlayıp özetleri ile tavsiyelerine devam ediyor.
Kitapçıların raflarında yer alan 6 kitabı sizler için yorumladım
BEŞERBAZIN MARİFETİ: Mektup, 164 yaşındaki Frédéric Beauchamp tarafından annesine ithafen yazılmıştır. Atlas, bu mektuptaki gizemi çözmek amacıyla zamanın ve yeryüzünün sınırlarını aşan olağanüstü bir yolculuğa çıkar.
//
HALUK’UN DEFTERİ: Kitaba adını veren birinci bölümde şair, gençliğin ve geleceğin simgesi olarak oğlu Halûk’a -inanç ve içtenlikle- seslenir.
//
ÖMÜR HANIM’LA GÜZ KONUŞMALARI: İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim…
//
ORTANCA ÇIKMAZI: Alışkanlıklar, korkular ve beklentilerle örülmüş bir hayatın içinden geçerek özgürlüğe ulaşmanın romanı.
//
BEKLE BİZİ ALMANYA: Kitap, Almanya tatilindeyken ailenin hep birlikte deneyimleyebileceği festival, müze ve tadım önerilerine de değiniyor.
//
YAR ATAN VE YARATILIŞ: Tarihin geçmiş çağlarında dinler, mitolojiler, destanlar gibi çeşitli formlarda giren anlatıları, bizlere insanlığın kökeni ve gerçeklikleri hakkında önemli bilgiler aktarır.
İşte o kitaplar;
//
İstanbul'dan Amsterdam'a, Fas'tan Paris'e uzanan, yeryüzüyle gökyüzünü birbirine bağlayan yolculuk
ARLİN Çiçekçi’den BEŞERBAZIN MARİFETİ. "İyilik, pamuk kalplerin değil, ancak ve ancak taş kesmiş yüreklerin mârifeti olabilecek bir zanaatmış meğer." Anne babasını hiç tanımamış bir çocuk olan Atlas, 2036'da on sekizinci doğum gününde annesinin kitaplığındaki Yer Demir Gök Bakır kitabının sayfaları arasında bir mektup bulur. Mektup, 164 yaşındaki Frédéric Beauchamp tarafından annesine ithafen yazılmıştır. Atlas, bu mektuptaki gizemi çözmek amacıyla zamanın ve yeryüzünün sınırlarını aşan olağanüstü bir yolculuğa çıkar. İstanbul'dan Amsterdam'a, Fas'tan Paris'e uzanan, geçmişle geleceği, yeryüzüyle gökyüzünü birbirine bağlayan bu yolculukta, 19. yüzyılın nev'i şahsına münhasır barbası Arnavut göçmeni Hulki ve birçok tarihi kişilik Atlas'a eşlik eder ve ona San'at-ı Beşeriye'nin tüm inceliklerini gösterir. "Ertesi sabah, 'Büyük Beyoğlu Yangını' diye manşet attı, 6 Haziran 1870 tarihli bütün gazeteler. On iki ayrı koldan, iki milyon arşın araziye sirayet eden bu yangının zayiatını, dört ayrı dilde, sütunlarca yazdılar. Kül olan altmış beş sokağı, yüz altmış üç mahalleyi, üç bin dört yüz kırk dokuz binayı, erinmeden, tek tek isimleriyle bildirdiler günler boyu. Ölü sayısı ise sadece satır arasında 'yüzlerce' olarak geçti kayıtlara. Bu sebeple Hulki, hiçbir zaman bilemedi, o 'bir kişi' dışında daha başka kimlerin cehennemini harladığını. Ve onlar da hiçbir zaman öğrenemedi, koca Beyoğlu'nun, altı yaşında bir muhacir çocuğunun on yedisine kadar büyüttüğü nefretinden tutuştuğunu." 232 SAYFA.
(EVEREST YAYINLARI)

//
Emellerin, kuvvetlerin ve ideallerin birer formülü
TEVFİK Fikret’ten HALUK’UN DEFTERİ- Şermin-Bütün Şiirleri 3 - Türk Edebiyatı Klasikleri 91. Ben Fikret’e yetişemedim. Onun sohbetinden istifade edemedim. Fakat onun bütün eserlerini okudum. Birçoğu da ezberimdedir. O, hem büyük bir şair hem de büyük bir insandır: Mustafa Kemal Atatürk. Fikret’in şair muhayyilesi, tıpkı Halit Ziya’nın nesrinde olduğu gibi ressam atölyesiyle beraber yürür. Onun kendisini büsbütün hitabete terk etmediği manzumelerde daima tablo estetiği hâkimdir. Böylece Türk şiirinde eski teksif edilmiş beyit bütünlüğünün yanında, manzumeye ait yeni bir bütünlük fikri peydahlanır. Fikret’te cemiyetin mesuliyetini yüklenen şair, Promete mitosuyla birleşir. Ahmet Hamdi Tanpınar. Kitap İnkılap’tan evvel ve sonra bu memleket gençliği için düşündüğü, duyduğu emellerin, kuvvetlerin, ümitlerin ve ideallerin birer formülüdür. Onu kendi eliyle yazması da gençliğe karşı gösterdiği bağlılığın manevi bir nişanesi gibiydi. Ruşen Eşref Ünaydın. Kitap Tevfik Fikret’in Meşrutiyet’ten sonra yazdığı şiirleri içine alır. Şiirlerinde imge ve duyguya oranla düşünce, bireysel boyuta oranla toplumsal eğilim ağır basar. Kitaba adını veren birinci bölümde şair, gençliğin ve geleceğin simgesi olarak oğlu Halûk’a -inanç ve içtenlikle- seslenir. Onu yarından umutlu olmaya, yurdunun yükselmesi, özgürlüğe kavuşması için çalışmaya, hayata, gerçeğe, insana, bilime bağlı kalmaya, zulme ve haksızlığa başkaldırmaya çağırır. Asım Bezirci. Tevf ik Fikret (1867-1915) Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünun) topluluğunun en önemli temsilcisi, şair, yazar, ressam. Tevfik Fikret, Mekteb-i Sultani’yi (Galatasaray Lisesi) birincilikle bitirdi. Burada Muallim Naci, Recaizade Ekrem ve Muallim Feyzi gibi çok değerli hocalardan ders alan Fikret’in ilk şiirleri Tercüman-ı Hakikat ve Mirsad’da yayımlandı. Malumat dergisi (1894) ile Tanin gazetesini (1908) çıkaranlar arasında yer aldı. Servet-i Fünun’un başına geçmesiyle (1896-1901) dergi kısa sürede edebiyatta yenilik isteyen gençlerin buluşma noktası, Edebiyat-ı Cedide topluluğunun yayın organı haline geldi. İlk şiirlerini Divan edebiyatı tarzında yazan Fikret, bu dönemde “sanat için sanat” anlayışıyla bireyi ön plana çıkaran şiirler kaleme almış ve büyük ilgiyle karşılanan Rübâb-ı Şikeste’yi yayımlamıştır. Rumelihisarı’nda -bugün müze olan- projesini kendisinin çizip “Aşiyan” adını verdiği evi yaptırdı. Gerek istibdat döneminin baskıcı ortamı gerekse melankolik ruh halinin etkisiyle burada bir nevi inzivaya çekildi. Bir dönem Galatasaray’da Türkçe öğretmenliği ve müdürlük de yapan Fikret, hayatının sonuna kadar bu evin yanındaki Robert Kolej’de öğretmenlik görevini sürdürdü. 264 SAYFA.
(İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI)

//
Yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın
ŞÜKRÜ Erbaş’tan ÖMÜR HANIM’LA GÜZ KONUŞMALARI. Susmak yalnızlığın ana dilidir ömür hanım, şiiridir. Kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle? “… Ve güz geldi Ömür Hanım. Dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde. Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın sokaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür Hanım? 40 SAYFA.
(KIRMIZI KEDİ YAYINLARI)

//
Bir kadının hikâyesi, aslında bir toplumun hikâyesidir
ASLI Özcan’dan ORTANCA ÇIKMAZI. Bir kadının hikâyesi, aslında bir toplumun hikâyesidir. Sima, yıllarca başkalarının gölgesinde kalmış, kendi varlığını ancak başkalarının varlığı içinde tanımlayabilmiş bir kadındır. Ama ne zaman ki hayat ona bir yol ayrımı sunar, işte o zaman gerçek kimliğiyle tanışma vakti gelir. Hayat, bazen hiç beklenmedik bir anda insanı kendi gerçeğiyle yüzleşmeye zorlar. Sima'nın hikâyesi de tam olarak bu yüzleşmeyle başlar. Alışkanlıkların konforu ile değişimin belirsizliği arasında sıkışan bir kadın, kendi yolunu çizmeye cesaret edebilir mi? Değişim bir kez başladı mı, sadece insanın kendisini mi etkiler? Yoksa yaşadığı mahalle, çevresindeki insanlar, ilişkiler de bu dönüşümden payını alır mı? Kitap, bireysel bir dönüşüm hikâyesi olmanın ötesinde bir mahallenin, insan ilişkilerinin ve hayatın küçük ama anlamlı detaylarının anlatısı. Alışkanlıklar, korkular ve beklentilerle örülmüş bir hayatın içinden geçerek özgürlüğe ulaşmanın romanı. Umut dolu bir kadının kendini bulma yolculuğunda herkese tanıdık gelecek kırılma noktaları var. 292 SAYFA.
(MANİFEST YAYINLARI)

//
Daha mutlu yolculuklar ve ailece geçirilecek daha kaliteli zamanlara yönelik tavsiyeler
NİLSU Emre’den BEKLE BİZİ ALMANYA. Kitapta, çocuklarıyla gezmenin tadını çıkartmak isteyen ebeveynler için Almanya’nın en çocuk dostu kentlerinden Düsseldorf, Köln, Münih ve Bremen’i 0-12 yaş arası miniklere gezmeyi sevdirecek 10’larca faaliyet, bilmece ve bulmacalarla bir arada tanıtıyor. Kitap, bir Almanya Gezi Rehberi olmasının yanı sıra; -ilkinde olduğu gibi- “trende, arabada, uçakta daha mutlu yolculuklar ve ailece geçirilecek daha kaliteli zamanlar”a yönelik eğlenceli tavsiyelerle; Almanya tatilindeyken ailenin hep birlikte deneyimleyebileceği festival, müze ve tadım önerilerine de değiniyor. Bu önerilerin Emre’nin artık klasikleşen anlatım diliyle çocukların gözünden samimi ve yalın bir şekilde bir araya getirilmiş olması ise verilen bilgilerin akılda kalıcılığını arttırıyor. 58 SAYFA.
(PEGEM AKADEMİ YAYINCILIK)

//
Süzgeçten geçirilmiş ve kendi bağlamına oturtulan bilgiler
UMAR Ö. Oflaz’dan YAR ATAN VE YARATILIŞ. Yaklaşık 12 bin öncesinde meydana gelen oluşumların dilden dile aktarılarak tarihin geçmiş çağlarında dinler, mitolojiler, destanlar gibi çeşitli formlarda giren anlatıları, bizlere insanlığın kökeni ve gerçeklikleri hakkında önemli bilgiler aktarır. Zaman içinde bu kadim bilgiler bazen güncel olaylara uyarlanmış veya anlam ve anlayış değişikliklerine uğrayarak sunulmuş ve çoğunlukla ana motif arka planda kalmıştır. Bu anlatıların içerdiği süzgeçten geçirilmiş ve kendi bağlamına oturtulan bilgiler, insanlığın bugünkü bilimsel, sosyal ve teknik yükselişinin başlangıç noktasını ve temel taşların oluşturulmasını koyuluşunu anlatır. Bu perspektiften bakıldığında, yaşam çok farklı ve derinlemesine bir anlam kazanır. 288 SAYFA.
(PİA YAYINLARI)

//
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.