CHP Milletvekili Özcan: “Tarım, turizm ve kültür kenti Muğla’yı nasıl maden sahasına çevirdiniz?”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Muğla Milletvekili Gizem Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) madencilik politikalarını eleştirerek Muğla’daki maden ruhsat alanlarının büyüklüğüne ve Akbelen Ormanı’nda süren ağaç kesimlerine dikkat çekti.
Milletvekili Özcan, Muğla’nın yüzölçümünün yüzde 68’inin maden ruhsat alanı olduğunu belirterek yetkililere “Tarım, turizm ve kültür kenti Muğla’yı nasıl maden sahasına çevirdiniz?” diye sordu.
Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili Avukat Gizem Özcan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda CHP’nin madencilik politikalarına ilişkin araştırma komisyonu önergesi üzerine konuştu.
Özcan, madencilik tartışmasının yalnızca maden sahalarıyla sınırlı olmadığını belirterek konunun ülkenin toprağının, suyunun, ormanının ve geleceğinin nasıl yönetileceğiyle doğrudan ilgili olduğunu söyledi.
Anayasa’nın 168’inci maddesine atıfta bulunan Özcan, doğal kaynakların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu ve kamu yararı doğrultusunda işletilmesi gerektiğini vurguladı.
“Madencilik mevzuatı hızlandırılmış ruhsat rejimine dönüştü”
Son yıllarda yapılan yasal değişikliklerin denetim süreçlerini zayıflattığını savunan Özcan, özellikle 2015 yılında yapılan düzenlemelerle bazı maden ruhsatlarının ihalesiz devredilmesinin önünün açıldığını ifade etti.
2025 yılında “süper izin” olarak anılan bir mekanizmanın ortaya çıktığını belirten Özcan, bu sistemin çevre, orman, mülkiyet ve su izinleri gibi birçok kamusal denetim sürecini tek bir idari hatta sıkıştırdığını dile getirdi.
Özcan, “Denetim azalmakta, hız artmaktadır ama söz konusu doğa olunca hız her zaman ilerleme anlamına gelmez; bazen bu hız yıkımın hızıdır” dedi.
“Son 20 yılda verilen ruhsat sayısı 386 bine ulaştı”
Madencilik ve ruhsat süreçlerinde kritik kurumlardan biri olan Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verilerine de değinen Özcan, uzun yıllar kamuoyuna açık şekilde paylaşılan ruhsat bilgilerinin 2025’ten itibaren yayımlanmadığını söyledi.
Rakamların çarpıcı bir tablo ortaya koyduğunu ifade eden Özcan, Cumhuriyet’in ilk 80 yılında verilen maden ruhsatı sayısının yaklaşık 1.186 olduğunu, son 20 yılda ise bu sayının 386 bine ulaştığını dile getirdi.
Bu artışın mekânsal planlama, su havzaları, tarım alanları ve orman ekosistemleri üzerindeki etkilerinin araştırılması gerektiğini vurgulayan Özcan, bu nedenle Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasının zorunlu olduğunu belirtti.
“Muğla’nın yüzde 68’i ruhsat alanı”
Konuşmasının önemli bölümünü Muğla’daki madencilik faaliyetlerine ayıran Özcan, MAPEG verilerine göre Muğla’da maden ruhsat alanlarının ilin yüzölçümünün yüzde 68’ini kapsadığını söyledi.
Muğla’nın yüzde 65’inin orman alanı olduğunu belirten Özcan, ilde 946 aktif ruhsat ve 1.955 ihale sahası bulunduğunu ifade etti. İhaleye çıkarılması planlanan 35 yeni sahanın yaklaşık 164 bin dönümlük bir alanı kapsadığını aktaran Özcan, bu alanın 106 bin dönümünün orman, 7 bin dönümünün ise zeytinlik olduğunu ve bölgede 2 milyondan fazla ağaç bulunduğunu dile getirdi.
Özcan, “Tarım, turizm ve kültür kenti Muğla’yı nasıl maden sahasına çevirdiniz? Siz Muğla’yı ne olarak görüyorsunuz? Muğla’ya reva gördüğünüz gelecek bu mu?” diye sordu.
“2053 net sıfır emisyon hedefiyle çelişiyor”
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefini de hatırlatan Özcan, geniş orman alanlarının madenciliğe açılmasının bu hedefle çeliştiğini belirtti.
Bir ülkenin hem iklim kriziyle mücadele ettiğini söyleyip hem de ormanlarını bu kadar kolay gözden çıkaramayacağını ifade eden Özcan, bu sorulara yanıt verilmeden sürdürülebilirlik söyleminin inandırıcı olmayacağını söyledi.
“Akbelen dosyası gecikmeden görüşülmeli”
Muğla’daki madencilik faaliyetlerine karşı ortaya çıkan direnişlere de değinen Özcan, Akbelen Ormanı’nda köylülerin gelecek kuşakların hakkını savunmak için mücadele ettiğini ifade etti.
Anayasa Mahkemesi önünde bekleyen dosyanın Akbelen’deki ağaç kesimlerini durdurabilecek nitelikte olduğunu belirten Özcan, “Şirket kararı beklemeden ağaçları kesmeye devam ediyor. Anayasa Mahkemesi’nin bu dosyayı bir gün bile gecikmeden görüşmesi gerekiyor” dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.