25 Mayıs 2018 Cuma
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Öztürk: Demokrasi Güçleniyor Hizmet Geliyor
23 Ekim 2012 Salı 16:08

Öztürk: Demokrasi Güçleniyor Hizmet Geliyor

AK Parti İl Başkanı Öztürk: -”Bu kanunun temel amaçları Türkiye’de demokrasiyi gerek ülke gerekse yerel düzeyde güçlendirmek, belediye hizmetlerinde verimliliği sağlamak ve belediyelerin daha iyi hizmet götürmesini sağlamaktır”

AK Parti İl Başkanı Nihat Öztürk, 13 ilin büyükşehir yapılması ile ilgili Meclis’e teklif verildiğini, bu konuda çalışmaların hızla devam ettiğini belirterek, ”Bu kanunun temel amaçları Türkiye’de demokrasiyi gerek ülke gerekse yerel düzeyde güçlendirmek, belediye hizmetlerinde verimliliği sağlamak ve belediyelerin daha iyi hizmet götürmesini sağlamaktır” dedi.

Öztürk, gazetecilere yaptığı açıklamada, büyükşehir olacak 13 ilin arasında Muğla’nın da bulunduğunu hatırlatarak, kanunun bazı yenilikleri de beraberinde getireceğini söyledi.

Öztürk, Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK’lerde Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı’nın neler getirip neler götürdüğü konusunda muhalefet partilerinin vatandaşları yanlış bilgilendirdiğini ileri sürdü.

İnsanların Muğla’nın büyükşehir olacağından korkmamasını, korkutmaya çalışan kişilere de inanmamasını isteyen Öztürk, temel amacın Türkiye’de demokrasiyi gerek ülke gerek yerel düzeyde güçlendirmek, belediye hizmetlerinde daha iyi ve verimliliği sağlamak olduğunu ifade etti.

Muğla, Aydın, Denizli, Balıkesir, Tekirdağ, Manisa, Hatay, Trabzon, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Mardin, Van ve Malatya’nın büyükşehir olacağını anımsatan Öztürk, ”Bu kanunun temel amaçları Türkiye’de demokrasiyi gerek ülke gerekse yerel düzeyde güçlendirmek, belediye hizmetlerinde verimliliği sağlamak ve belediyelerin daha iyi hizmet götürmesini sağlamaktır. Nüfusu 750 binin üzerinde olan illerde Büyükşehir Belediyesi kurulmaktadır. 16 mevcut büyükşehire 13 şehir daha eklenmektedir. Görüldüğü gibi herhangi bir bölgeye dönük bir düzenleme yoktur, nüfus dikkate alınmıştır” diye konuştu.

Büyükşehir belediyelerinin yetkilerinin artırıldığına işaret eden Öztürk, ”Pek çok konuda belediyelere yetki verilmektedir. Büyükşehir içinde tahsil edilen vergiden aktarılan yüzde 5 bütçe payı, yüzde 6′ya çıkarılmaktadır. Ayrıca asıl önemlisi ilçe belediyelerine ve yine büyükşehirlere verilen yüzde 2.5 genel bütçe payının yüzde 4.5′a çıkarılmasıdır” diye konuştu.

Tasarının yerel yönetim reformunun aslında bir kademe daha ileri götürülmesi anlamına geldiğini vurgulayan Öztürk, şunları söyledi:

”Partimizin buradaki amacı millete, vatandaşa daha iyi hizmet götürmek, yerel yönetimde demokrasiyi geliştirmek, yerel yönetim özerkliğini artırmaktır. Artık şehir merkezinden köye kadar her yerde vatandaşın yerel hizmetlerin hesabını sormasını sağlamaktır. Bu reform demokrasi reformudur. Günümüzde demokrasinin temel şartlarından birisi yerindelik prensibidir. Bunu yerine getirmeyen devlet demokratik devlet sayılmamaktadır. Bu tasarıyla vatandaş hizmet almak için, hizmetin hesabını sormak için kendi seçtiği belediye başkanına hesap sorabilecektir. Her konuda hükümeti veya valiyi sorumlu tutmayacaktır.”

Tasarının AK Parti’ye seçim avantajı getirdiği sözünün siyaset bilmeyenlerin sözü olabileceğini savunan Öztürk, şöyle konuştu:

”Çünkü bir seçimde sandıktan ne çıkacağını Allah’tan başka kimse bilemez. Hiçbir düzenleme vatandaşın oyuna ipotek koyamaz. Siyasi tarihimizde seçime dönük kanunların iktidar aleyhine döndüğü çok örnek vardır. Biz bunları biliriz. Zaten AK Parti’nin seçim kazanmak için böyle şeylere ihtiyacı olmadığını anketler gösteriyor. Proje üretemeyen, hizmet götüremeyen, eğlenmekten hizmete vakit bulamayanlar şimdiden seçim yenilgisine bahane buldular. Bir kez daha halktan korkuyorlar. Bu kadar seçim yenilgisinden halen ders almadılar.”

 

Öztürk konuşmasını şöyle sürdürdü;

“ Son zamanlarda hemen hemen bütün dünyada siyaset, bizim çok önceden inandığımız gibi, hizmetle birlikte anılmaktadır. İdeolojik odaklı siyaset anlayışı bizde hala kalıntıları devam etse de hizmet odaklı siyaset anlayışının epeyce gerisinde kalmıştır.

O halde, evet hizmet, ama yalnızca hizmet değil, daha az ideoloji daha çok hizmet ya da yapılan hizmetin ideolojisi. Her şeyden önce hizmetin insan merkezlisi idealimizdir.

Malumlarınız olduğu üzere Türkiye’de ilk kez 1984 yılında İstanbul, Ankara ve İzmir Büyükşehir Belediyeleri kurulmuştur. 1986 ve 2000 yılları arasında bu sayı 16′ya çıkarılmıştır.

Bunlardan sonra,  2004 yılında Ak Parti Sayın Genel Başkanımızın  belediye tecrübesinin de sayesinde ilk kez ciddi bir yerel yönetim reformunu gerçekleştirmiştir.

2004 yılında hem belediyeler kanunu 1934′den sonra ilk

kez kapsamlı bir şekilde revize edilmiş hem de İstanbul ve Kocaeli Büyükşehir Belediyeleri yetki alanı il sınırı olarak genişletilmiştir

2004 yılında yerel yönetimler reformu muhalefetin uzlaşmaz tutumuna, o zaman bildiğiniz Cumhurbaşkanı vetoları ve Anayasa Mahkemesi süreçlerine rağmen yapılmıştır.

Bugün bu Büyükşehir Belediyesi Kanunu için muhalefet tarafından söylenen bazı sözler o zaman da söylenmiştir.

O zaman da yerel yönetimler reformunun Türkiye’de federasyon için yapıldığı söylenmiştir. Ama reformun üzerinden 8 yıl geçmiştir ve belediyeler de yerindedir, Türkiye de yerindedir. Üniter devlet yapısıda sapasağlam yerindedir.

Yine Avrupa Birliği uyum sürecinde bizden önce gündeme gelmiş olan kalkınma ajansları kanunu da bizim dönemimizde 2006 yılında çıkarılmıştır. O zaman da muhalefet kıyameti koparmıştır.

Türkiye bölgelere bölünüyor denilmiştir. Ama daha sonra bütün iller “hani bizim kalkınma ajansımız” diye sıraya girmiştir.

 

Bu kanunun temel amaçları gerekçede de belirtildiği gibi Türkiye’de demokrasiyi gerek ülke gerekse yerel düzeyde güçlendirmek, belediye hizmetlerinde verimliliği sağlamak ve belediyelerin daha iyi hizmet götürmesini sağlamaktır.

Bildiğiniz gibi, Kanun birkaç yenilik getirmektedir:

1.         Nüfusu 750 binin üzerinde olan illerde Büyükşehir Belediyesi kurulmaktadır. 16 mevcut büyükşehire 13 şehir daha eklenmektedir. Bunlar Aydın, Balıkesir, Denizli, Manisa, Muğla, Hatay, Tekirdağ, Trabzon, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Mardin, Malatya ve Van’dır. Görüldüğü gibi herhangi bir bölgeye dönük bir düzenleme yoktur, nüfus dikkate alınmıştır.

2.         Bu 13 yeni büyükşehirde yeni ilçeler kurulmaktadır.

3.         Bu illerde Büyükşehir yetki alanı İstanbul ve Kocaeli gibi il sınırları olacaktır.

4.         Büyükşehirlerde özel idareler, beldeler ve köyler kaldırılmaktadır. Özel idare işleri Büyükşehire devredilmekte, beldeler ve köyler mahalleye dönüşmektedir.  Büyükşehir olmayan 52 ilde nüfusu 2 binden az olan beldeler mahalleye dönüşmektedir.

Böylece, toplam 1582 belde ve 16.082 köyün tüzel kişiliği kaldırılmakta ve mahalleye dönüştürülmektedir.  23 büyükşehirle birlikte, 24 yeni ilçe kurulmaktadır. 333 ilçe dönüştürülmektedir. Toplam belediye sayısı  2.950′den 1.392′ye düşmektedir. Köy sayısı 34.283′den 18.201′e inmektedir. Aslında müthiş birim sayısında müthiş bir azalma meydana gelmektedir. Bu bile nasıl bir tasarruf ve verimlilik sağlanacağını ortaya koymaktadır.

5.         Beldelerin hangi ilçenin mahallesi olacağına ilişkin olarak sınırdaş olmak ve mesafe şartı getirilmiştir. Mahalleye dönüşen beldelerde belediye personeli hak kaybına uğramayacaktır.

6.         Köylerin orman veya mera hakları olduğu gibi korunmaktadır.

7.         Köylerde belediye vergi ve harçları 5 yıl süreyle alınmayacaktır. Su ücreti 5 yıl süreyle en düşük su tarifesinin dörtte birini geçmeyecektir.

8.         Belediyeler mahalleye dönüşen köylere 10 yıl süreyle gelirlerinin % 10′u kadar altyapı yatırımı yapacaktır.

9.         Mahalleye dönüşen köylerde yapılar için ruhsatlandırma kolaylığı getirilecek, yapılar için geleneksel mimaride proje üretilecek ve bu projeler köylülere ücretsiz verilecektir.

Köylerdeki evler, hayvancılık tesisleri, bakkal, fırın, kahve, lokanta gibi işyerlerine ruhsat verilecektir. Köylerde ki yapı stoku ruhsatlı hale gelecektir. Senelerdir köydeki evinin başına yıkılma korkusunu yaşayan vatandaşlarımız rahat uyku uyuyacaktır.

10.       29 büyükşehirde merkezi idare yatırımlarını koordine etmek , afetle mücadele ve başka bir sıkıntı yaşanmaması için Valiye bağlı Yatırım İzleme ve Koordinasyon Merkezi kurulmaktadır. Böylece Özel İdarelerin kaldırılması nedeniyle bir boşluk olmayacaktır.

11.       Büyükşehir Belediyeleri yetkileri artırılmaktadır. Amatör sporlara destek olmak, sağlık tesisi ve mabetler açmak ve bakım yapmak, cami veya mabetlere ücretsiz su temin edebilmek, afet riski olan yerlerde önlem almak, internet gibi haberleşme altyapısı kurmak, oda ve meslek örgütleriyle ortak projeler yapmak bulunmaktadır. İlçe belediyeleri ile ihtilafta Büyükşehir meclisi yetkili kılınmıştır.

12.       Büyükşehirlerin bütçe payları ciddi şekilde artmaktadır. Şu anda  büyükşehir içinde tahsil edilen vergiden aktarılan % 5 bütçe payı  % 6′ya çıkarılmıştır.

Ayrıca, asıl önemlisi ilçe belediyelerine ve yine büyükşehirlere verilen  % 2.5  genel bütçe payının % 4.5′a çıkarılmasıdır.

Avrupası, ABD’si bütçe krizleri yaşarken, maaşlarda indirime giderken, Türkiye belediyelerin önünü açmakta ve daha fazla hizmet sunma imkanı sağlamaktadır.

Gördüğünüz gibi bu tasarı yerel yönetim reformunun aslında bir kademe daha ileri götürülmesidir.

Partimizin buradaki amacı millete, vatandaşa daha iyi hizmet götürmek, yerel yönetimde demokrasiyi geliştirmek, yerel yönetim özerkliğini artırmak, artık

şehir merkezinden köye kadar her yerde vatandaşın yerel hizmetlerin hesabını sormasını sağlamaktır.

Şu noktaların altını kesin bir şekilde çizmek istiyorum.

-Bu reform demokrasi reformudur. Günümüzde demokrasinin temel şartlarından birisi yerindenlik prensibidir. Yani kamusal sorumluluklar vatandaşa en yakın makam tarafından kullanılır demektir.

Bunu yerine getirmeyen devlet demokratik devlet sayılmamaktadır.

Bu tasarıyla vatandaş hizmet almak için, hizmetin hesabını sormak için kendi seçtiği belediye başkanına hesap sorabilecektir. Her konuda Hükümeti veya Valiyi sorumlu tutmayacaktır.

-Bu reform hızlı kentleşme karşısında geç kalmış bir reformdur. Türkiye’de kent nüfusu 1980′de % 35 iken bugün % 80′e ulaşmıştır. Artık ekonominin merkezi şehirlerdir.

Bu çağda şehirlerdeki yatırımlar ve hizmetlerin hızlı bir şekilde Ankara’dan bakanlıklar eliyle yönetilmesi hem zaman hem para israfıdır, verimsizdir. Bu çağda yönetimin vatandaşa en yakın

şekilde olması, onu dinlemesi, ona hesap vermesi zaruridir.

- Büyükşehir sınırının il sınırı olması İstanbul ve Kocaeli’nde uygulanan bir modeldir.

Bu model hizmette tasarruf ve etkinlik için, altyapı yatırımlarında verimlilik için gereklidir. Basit bir örnek vermek gerekirse Alanya ilçemizde 2.5 kilometrede üç belde bulunmaktadır ve vatandaş da turist de 2.5 kilometrede 3 dolmuş değiştirmek zorundadır. İşte bu yasa ile hizmet bütünlüğü sağlanacak, benzeri sıkıntılar ortadan kalkacaktır.

-Belde belediyelerinin bir kısmı personeli, geliri, imkanı olmayan kağıt üzerinde belediyedir.

Hizmet götürememektedirler. Belediye var, ama hizmet yok. Personel maaşını ödeyemeyen birçok belde belediyelerimiz var. Bu ülke üzerinde,ekonomi üzerinde, vatandaşın sırtında böyle bir külfete kimsenin hakkı yoktur. Biz Ak partiyiz, hizmetin, hakkın, hakkaniyetin partisiyiz. Bizim şiarımız kişilere değil, millete hizmettir. Ben Belde Belediyesi kapatılan Başkanlarımıza soruyorum. Maaşları ödeyebiliyorlar mı?

-Köylerin mahalleye dönüşmesi en isabetli hususlardan birisidir. Çünkü aslında köy muhtarlığı zaten imkanı olan bir birim değildir. Bu şekilde köy muhtarlığı mahalle muhtarlığına dönüşmüş olacaktır. Kaybetmeyecek, tersine büyüyecektir. Bu şekilde köylerin daha iyi hizmet alacağı açıktır. Ayrıca, artık köydeki vatandaş hizmetin hesabını sorabilecektir. Kaldı ki, köylere yatırım için de kanun mecburiyet getirmiştir.

Ayrıca köylünün hakkı korunduğu gibi imar imkanı ile sorunu da çözülmüş olacaktır. Köyde araziler, tarlalar arsa olacağı için köyler değer kazanacak, köylü zenginleşecektir.

-Bu kanun tasarısı ile bir kısım muhalefet eski plakları tekrar pikaba koyup çalmaya başladı. Bir kısmı diyor ki, federasyona gidiliyor.

Bunu diyenler gidip Fransa’ya baksınlar. Fransa merkezi, üniter bir devlettir, ama bölge meclisi de vardır. İtalya anayasasında devlet tek ve bölünmezdir. Ama bölge yönetimleri de vardır. Metropoliten belediye uygulaması 20 yıldır vardır. Çek Cumhuriyeti üniter devlettir. Ama bölgesel yönetimde vardır. Bütün Avrupa’da belediyelerin şehir güvenliği birimleri de vardır.

Dolayısıyla bozuk plakları çalanlar önce gidip Avrupa’yı bir öğrensinler. Federatif yapı, Almanya, ispanya gibi ülkelerde tarihten gelir. Yoksa bölge yönetimleri olan ülkeler bile federasyon değil, üniter devletlerdir. Belediye yetkilerinden federasyon çıkarılmasına kargalar bile güler.

-Avrupa’da belediyelerin kamu harcamalarında payı % 50′nin üzerindedir. Fransa gibi merkezi devlet sistemi olan ülkede bile % 70′dir. Bizde ise % 20′lerdedir.

-Deniyor ki, bizde il sınırları çok büyük. İşte Konya İsviçre’den büyük. muğlada’da kıyı şeridi 1124 kilometre, bir belediye nasıl yönetecek. Oysa bugün aynı şeyi Vali zaten yapıyor. Valilik nasıl yapıyorsa güçlendirilmiş ekonomisiyle belediyede öyle yapacak. Hatta seçmene karşı Belediye Başkanının seçilme zorunluluğu olduğu için daha fazla koşturmak, daha hızlı hizmet yapmak zorunda kalacak.

-Bir başka plak, bu tasarı Ak partiye seçim avantajı getiriyor sözü. Bu söz ancak siyaset bilmeyenlerin sözü olabilir. Çünkü bir seçimde sandıktan ne çıkacağını Allah’tan başka kimse bilemez.  Hiçbir düzenleme vatandaşın oyuna ipotek koyamaz. Siyasi tarihimizde seçime dönük kanunların iktidar aleyhine döndüğü çok örnek vardır. Biz bunları biliriz. Zaten Ak partinin seçim kazanmak için böyle şeylere ihtiyacı olmadığını anketler gösteriyor. Proje üretemeyen, hizmet götüremeyen, eğlenmekten hizmete vakit bulamayanlar şimdiden seçim yenilgisine bahane buldular. Bir kez daha halktan korkuyorlar. Bir kez daha halkı, köydeki vatandaşımızı, beldedeki vatandaşımızı hakir görüyorlar. Allah bunları islah etsin, akıl fikir versin. Bu kadar seçim yenilgisinden halen ders almadılar. Halen bir özeleştiri yapamadılar. Halen yenilginin suçunu halkta arıyorlar. Bu seçkinci zihniyet, bu vesayetçi zihniyet, elinden gelse vatandaşın, köylünün, fakir fukaranın seçmen olma hakkını elinden alacak. Ellerinden gelse İstanbul’da seçimi sadece Boğaz’da yapacaklar.

Dolayısıyla bu reform da Ak partinin büyük bir hizmeti olacaktır.

Bunu heryerde vatandaşa en iyi şekilde anlatmamız gerekir.

Bu kanunla belediye hizmetlerinde çağ atlanacak

Bu kanunla Türkiye medeniyet yarışında sıçrama yapacak

Bu kanunla köyler kalkınacak, köylü zenginleşecek

Bu kanunla ilde, ilçede, beldede ve köyde vatandaş gerçek hizmeti görebilecek.

İnşallah halka, vatandaşa gereği gibi anlatacağız. Bunun için hep beraber gayret edeceğiz. İlginize ve sabrınıza teşekkür ediyorum.”

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.